
Yedek Mirasçı Atama

Terekeye Eklenecek ve Çıkartılacaklar
A. Genel Olarak
MK m.502 uyarınca “Vasiyet yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve on beş yaşını doldurmuş olmak gerekir” hükmü yer almaktadır.
Ölüme bağlı tasarruflar nitelikleri itibariyle ölümden sonra hüküm ifade edecek işlemler olduklarından, bunların gerçekleştiği durumlarda kişinin sahip olduğu fiil ehliyetine ilişkin özellikler önem arz edecektir.
Vasiyetname yapabilmek için kişinin ayırt etme gücüne sahip ve 15 yaşını doldurmuş olması gerekmektedir. Ayırt etme gücünün buradaki anlamı, yapılacak hukuki işlem bir vasiyetname olduğuna göre kişinin vasiyetname yapma niyetiyle hareket etmiş olması ve bunu yaptığında sonuçlarının ne olduğunu ortaya koyabiliyor olmasıdır. Dolayısıyla kişi eğer yapmış olduğu vasiyetnamenin sonuçlarını anlayabilecek durumdaysa kişinin ayırt etme gücünün var olduğu kabul edilmektedir. Önemli olan şey, ayırt etme gücünün vasiyetnamenin yapıldığı sırada kişide bulunması gerektiğidir. Ayırt etme gücünün sonradan kaybedilmiş olması vasiyetnamenin geçerliliğine etki etmemektedir. Vasiyetname yaparken kişinin ayırt etme gücüne sahip olmadığı bir durumda, kişinin sonradan ayırt etme gücü kazanması ise hukuki işlemi geçerli hale getirmeyecektir.
Tam ehliyetli bir kimsenin vasiyetname yapabilme ehliyeti tamdır. Tam ehliyetsiz bir kişinin yapacağı işlem ise hukuken geçersiz bir işlemdir. Sınırlı ehliyetlilerin yapmış olduğu hukuki işlemlerde vasiyetnameye yer verilmesi söz konusu olmadığından, sınırlı ehliyetlilerin de vasiyetname yapabilmesi noktasında bir engel olmayacaktır. Sınırlı ehliyetsizler kural olarak ayırt etme gücüne sahip küçük veya kısıtlı kimseler olarak kabul edilir. Kanun, kişi her ne kadar 18 yaşına gelmemiş olsa da 15 yaşından itibaren belli bir olgunluğa sahipse, yani yapmış olduğu vasiyetnamenin ne olduğunu idrak edebilecek noktadaysa bunu yapabilme özgürlüğünü getirmiştir. Böyle bir durumda da kişi her ne kadar sınırlı ehliyetsiz de olsa, 15 yaşını doldurmuş olması kaydıyla kısıtlı olması ya da küçük olması vasiyetname yapabilmesi konusunda sorun teşkil etmeyecektir.
Sınırlı ehliyetsizleri baz aldığımızda sadece kısıtlanmış olmak vasiyetname yapılmasına engel olmayacaktır. Sınırlı ehliyetsiz kişinin borçlandırıcı bir işlem yapmasında o hukuki işlemi geçerli kılacak şey yasal temsilcisinin icazetidir. Yasal temsilci hukuki işlem yapıldığı sırada da hukuki işlem yapıldıktan sonra da onay verilebilir. Dolayısıyla bu şartlar açısından bakıldığında vasiyetname söz konusu olan bir işlemde kanuni temsilcinin rızasına ihtiyaç yoktur. Çünkü kişi zaten kanunun sağladığı asgari şartları gerçekleştirmiştir. Ancak herhangi bir şekilde kişinin ayırt etme gücünü ortadan kaldıracak bir durum söz konusuysa, böyle bir durumda kişinin vasiyetname yapabilmesi mümkün olmayacaktır ve yapılacak olan vasiyetname geçersiz olacaktır.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığının kişinin kısıtlanmasını gerektirdiği ve özellikle kısıtlanmış bir kişinin temyiz kudretinin bulunup bulunmadığı meselesinin tartışmalı olduğu bir noktada, durumu iddia eden kişi iddiasını ispatla yükümlüdür.
Vasiyetname tek taraflı irade beyanı olduğu için her yeni durumda geri alınabilmesi söz konusudur. Bu bakımdan yaş sınırının 15 olması konusunda kişinin ayırt etme gücüne sahip olması şartıyla vasiyetname düzenlemesi mümkündür.
B. Vasiyetname Çeşitleri
Vasiyetname çeşitleri; el yazılı vasiyetname, resmi vasiyetname ve olağanüstü şartlarda ortaya çıkan sözlü vasiyetnamedir. Vasiyetname düzenleniyorsa kanunda belirlenmiş olan üç vasiyetname şeklinden bir tanesinin seçilmesi gerekmektedir.
1- El yazılı vasiyetname
MK m.538 uyarınca “El yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar miras bırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur. El yazılı vasiyetname, saklanmak üzere açık veya kapalı olarak notere, sulh hâkimine veya yetkili memura bırakılabilir “ hükmü yer almaktadır.
El yazılı vasiyetnamede esas olan, el yazısı ile yazma, imza ve yapıldığı gün / tarihtir.
Bu vasiyetnamenin notere, sulh hâkimine veya yetkili memura bırakılması zorunlu değildir ve mirasbırakanın bunu gizli tutma hakkı vardır. Vasiyetname bilgisayar, daktilo gibi araçlarla yazılamamaktadır. Düzeltmeler ve eklemeler de yine mirasbırakan tarafından bizzat yapılmalıdır.
Bir kimsenin vasiyetname yapma konusunda iradesi varsa ve bu metinden anlaşılıyorsa, vasiyetnamenin sayılan şartlarına sahipse, metnin nerede olduğuna, nereye yazıldığına bakılmaksızın vasiyetname olarak değerlendirilmektedir. Birden fazla sayfa söz konusuysa sayfalar arasında bağlantı olduğunu gösteren numaralandırma, paraflama gibi yöntemler kullanılabilmektedir. El yazısı, vasiyetnameyi hazırlayan kişinin kim olduğunun tespitinde önemli bir rol oynamaktadır.
2- Resmi vasiyetname
MK m.532 uyarınca “Resmî vasiyetname, 2 tanığın katılmasıyla resmî memur tarafından düzenlenir. Resmî memur, sulh hâkimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli olabilir. “ hükmü yer almaktadır.
El yazılı vasiyetnamenin ihtiyaçları karşılayamama durumu söz konusu olabilir ve ölüme bağlı tasarrufta bulunmak isteyen kişi, yapmak istediği hukuki işleme resmi bir sıfat kazandırmak isteyebilir.
Bir başka durum da okuma yazma bilmeyen kişiler el yazılı vasiyetname yapamayacakları için bu kişiler resmi vasiyetname yoluyla vasiyetname yapabileceklerdir. Kanunda belirtildiği üzere yapılacak olan vasiyetname resmi memur tarafından yapılmalıdır. Uygulamada genellikle noterler ve sulh hakimi resmi vasiyetname düzenlemektedir.
Vasiyetçinin vasiyetnameyi kendi başına hazırladığı zaman ifadelerinden tam olarak ne anlatmak istediği her zaman anlaşılamayabilir. Profesyonel hizmet olarak nitelendirebileceğimiz noter huzurunda yapılan bir vasiyetnamede “resmi” sıfatının kazanılması söz konusu olduğu için böyle bir sorun olmamaktadır. Bu vasiyetnamede vasiyetçinin doğrudan ne istediği noter tarafından düzenlenmektedir. Noter gerekirse bir taslak metin üzerinden yardımcı da olabilmektedir.
Yapılmış olan resmi vasiyetnamenin kolaylıkla ortadan kaybolması mümkün değildir. Resmi vasiyetnamenin hazırlanmasında resmi makamla birlikte iki tanık söz sahibi olacaktır. İki tanıdığın söz sahibi olmasına ilişkin MK.m. 534 ve 536’da düzenlemeler yer almaktadır.
Bu bakımdan tanıkların fiil ehliyetine sahip olmaları gerekmektedir. Tanıkların kimler olacağı yasak hüküm kapsamı içerisinde sırasıyla belirtilmiştir. Özellikle dikkat edilecek nokta, miras bırakanın eşinin, altsoyunun ve üstsoyunun yani lehine mal vasiyeti yapılabilecek kişilerin, miras bırakanı etkileme ihtimalleri fazla olduğu için tanık sıfatıyla katılmasına izin verilmemiştir. Üstsoy ve altsoy bakımından bir derece sınırlaması getirilmemiştir. Dolayısıyla benzer şekilde evlat edinilen kimse de tanık olarak katılamayacaktır. Evlilik birliği devam ettiği sürece eş de tanık sıfatıyla katılamaz. Ancak bununla birlikte mirasbırakanın nişanlısının katılabilmesinde bir sakınca görülmediği kabul edilmektedir. Mirasbırakanın vasisi de tanık olarak katılabilmektedir ancak burada dikkat edeceğimiz nokta, bu kişiler lehine mal tasarrufunda bulunamayacağıdır. Yani vasinin tanık olarak katılabilmesi mümkündür ama vasi lehine mal bırakılması söz konusu değildir. Tanık sıfatıyla katılmış bir kimseye mal bırakılması durumunda sadece yasaklı tanık lehine yapılmış olan mal vasiyeti ortadan kaldırılır, geri kalan vasiyetname ayakta tutulur.
a) Okuma yazma bilen kişilerin yapabilecekleri resmi vasiyetname
Birinci aşamada vasiyetçi mirasbırakan sıfatıyla arzularını resmi olarak görevli olan kişiye vasiyetini bildirmektedir. Bu bildirim sözlü olarak yapılabileceği gibi yazılı olarak da yapılabilmektedir. Vasiyetçinin bildirmiş olduğu vasiyeti yazıldıktan sonra tekrar okuması ve bu bildirimin kendi arzularına uygun olup olmadığını kontrol etmesi için vasiyetçiye verilmektedir. Buradaki vasiyetname okuma yazma bilmeyenlerin yapabileceği bir vasiyetname değildir. Bu sebepten bu resmi vasiyetname tipini sadece okuma yazma bilen kişilerin yapmış olması gerekmektedir.
Bu kişiler metni okuyup kendi arzularını içerdiğini kabul edip metni imzalamaktadırlar. Vasiyetçinin atmış olduğu imzayı noterin imzası takip eder ve noter tarih bir verir. Tarih bu noktada özellikle önemlidir ve geçerlilik şartıdır. Metnin noter tarafından elle ya da bilgisayarda yazılmış olmasının da bir önemi yoktur ancak noterin ıslak imzası zorunludur.
Yapılmış olan vasiyetin noter tarafından kaleme alındıktan sonra okunması için vasiyetçiye verilmesi şarttır. Bu şarta uyulmamış olması şekil eksikliği sebebiyle vasiyetnamenin iptaline sebebiyet verir. Vasiyetçi okuma yazma bildiği için bu aşamaya kadar tanıkların bulunması zorunlu değildir. Tanıklardan metnin içeriğini gizlemek de mümkündür.
MK m.534 tanıkların katılması düzenlenmiştir. Buna bir çeşit ikinci aşama değerlendirmek mümkündür. Önce vasiyetçi sonra da noter tarafından vasiyetnameye tarih ve imza konulduktan sonra mirasbırakan vasiyetnameyi okuduğunu, son arzularını içerdiğini memurun huzurunda iki tanığa beyan eder. MK m.534 resmi vasiyetname için mutlak şekil şartıdır. Çünkü resmi vasiyetname için iki koşul bulunmaktadır. Bir tanesi resmi merci önünde yapılmış olması, diğeri de iki tanık huzurunda yapılmış olmasıdır. Burada önemli olan nokta, vasiyetnamenin içeriğiyle ilgili tanıkların bilgilendirilmesi değildir. Önemli olan tanıkların vasiyetnameyi hazırlayan vasiyetçinin kendisine sunulmuş olan metni okuduğunu, anladığını, bu metnin kendisinin son arzularını yansıttığını söylemesine tanıklık etmeleridir.
b) Okuma yazma bilmeyen kişilerin yapabilecekleri resmi vasiyetname
Okuma yazma bilmeyen kişiler de vasiyetname düzenleyebilirler. Mirasbırakan okuma yazma bilmediğinden vasiyetname tanıkların huzurunda noter tarafından okunur. Resmi merci her kimse onun sesli şekilde okuması gerekmektedir. Bunlar şekil şartıdır. Sesli okumadan sonra vasiyetçi okunanların son arzuları olduğunu açıklar. Bu beyan bir nevi okuma yazma bilenlerin noterin yazdığı metne attığı imza gibidir.
Bunun üzerine noter, vasiyetnameye tarih koyarak imzalar. Bu durumda tanıklar, hem mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini; hem vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar.
Vasiyetname tamamlandıktan sonra noter veya resmi memur bunun bir suretini vasiyetçinin kendisine verir. Resmi olarak yapılmış olmasının artısı da noter bu durumu nüfus memuruna vasiyetçinin ölümünde bildirmek üzere iletir. Ölümün kendisine bildirilmesi üzerine vasiyetnameyi yetkili sulh hakimine verilmek üzere savcılığa tebliğ eder. Vasiyetin açılışı ve bundan sonra vasiyetnameye ilişkin hükümlerin yerine getirilmesi bu aşamadan sonra resmi olarak işlemektedir. Vasiyetname kişinin ölümü anından itibaren hüküm ifade edecektir.
2- Sözlü vasiyetname
Sözlü vasiyet istisnai niteliktedir. Resmi vasiyetname ya da el yazılı vasiyetnamenin yapılamadığı olağanüstü durumlarda yapılır. Sözlü vasiyetname kendine has şartlar içerisinde yapılmaktadır ve geçici bir vasiyetname tipidir. Kişi vefat etmeden belli bir süre için geçerli olur. Kişinin resmi veya el yazılı vasiyetname yapabilme imkanı ortaya çıktığı an sözlü vasiyetname ortadan kaybolmaktadır. Dolayısıyla sözlü vasiyetnamenin yapılmasındaki birinci koşul, resmi vasiyetname ya da el yazılı vasiyetnamenin yapma imkanının olmamasıdır.
Mirasbırakanın sözlü vasiyetnameyi yapmasına yardımcı olabilecek, bir başka ifade ile, sözle söylediği vasiyetini yerine getirecek kişiler olan tanıkların bulunması gerekmektedir. Bu bakımdan vasiyetnameyi düzenleyen kişinin uyması gereken kurallar olduğu gibi bir de vasiyetnamenin yapılması için hareket edecek olan tanıkların yerine getirmesi gereken birtakım şartlar söz konusudur.
Sözlü vasiyet iki tanığa bildirilmelidir ve tanıklar da vasiyetçinin adına o vasiyeti yazar. Esasında bu durum neticesinde vasiyetçi ile tanıklar arasında bir vekalet ilişkisi kurulmuş olacaktır. Vasiyetçi tanıklardan kendi vasiyetnamesini yapmalarını isteyecektir çünkü olağanüstü durumlar bunu kendisinin yapmasına izin vermemektedir.
MK m.539 f.2’de belirtildiği üzere vasiyetçi son arzularını iki tanığa anlatır. Onlara bu beyanına uygun bir vasiyetname yazma veya yazdırma görevini yükler. Tanıklar kendilerine yüklenmiş olan bu görevi yerine getirmek zorunda değillerdir. Bu görevi yerine getirmemiş olmamaları sadece, vasiyetçinin sözlü vasiyetinin ortaya çıkamamasına engel teşkil edecektir.
Tanıklar açısından önemli olan nokta, tanıklar sözlü vasiyeti aldıkları andan itibaren derhal yazıyla belgelemeleri gerekmektedir. Tanıklar vasiyetçiden duydukları şeyleri kağıda dökmelidirler. Üzerinden birkaç gün bile geçmiş olması vasiyetçinin söylediği şeyin farklı yorumlanmasına ve dolayısıyla vasiyetçinin dediğinden farklı bir ifade ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir.
Tanıkların kendilerine söylenmiş olan sözlü vasiyeti yazıya dökmüş olmaları, bunu imzalamış olmaları ve bir an önce mahkemeye götürmüş olmaları gerekmektedir. Hakime bu konuda bunun, olağanüstü durumda yapıldığını ve mirasbırakanı vasiyetname yapmaya ehil gördüklerini ancak bu olağanüstü halden dolayı kendisinin vasiyetname düzenleyemediğini, bu şekilde bir vasiyetname düzenlenmiş olduğunu söylerler.
Vasiyetçinin arzularını yazan tanığın yeri, tarihi hemen yazması, imzalamış olması ve diğer tanığa da imzalatmış olması gerekmektedir. Tanıklar kendileri yazmak yerine bir an evvel de hakime gidebilirler. Hakimin kendisi de tanıklardan doğrudan vasiyeti alabilir. Bunun da vakit geçirilmeksizin yapabilir. Bazı mahkeme kararlarında birkaç günün geçmiş olması bile sözlü vasiyetnamenin geçersizliğine sebebiyet verdiği belirtilmiştir. Tanıklar bizzat hakime giderek durumu açıklamalıdır. Posta yoluyla, üçüncü bir kişi aracılığıyla veya başka yöntemlerle iletmeleri mümkün değildir.
UYARI
Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı ÖzEr Avukatlık Bürosu’na aittir. Tüm içerik ve makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı ve zaman damgalıdır. Sitemizdeki içeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.




