
Ticari Yargı

Limited Şirket
A- Genel Olarak
Anonim şirketlerde diğer şirketlere göre iki farklı organ bulunmaktadır. Bu organlar;
- Genel kurul,
- Yönetim kurulu’dur.
Eski TTK uyarınca denetçiler vardır ancak yeni TTK uyarınca sadece bu iki organ bulunmaktadır. Genel kurul tüm pay sahiplerinden oluşmaktadır ve tüm pay sahiplerinin katılımı ile oluşmaktadır. Şirkete ilişkin özel ve nitelikli kararlar burada alınmaktadır. Bu doğrultuda olağan ve olağanüstü genel kurullar olmaktadır. Uygulamada genellikle şirket genel kurulu yılda 1-2 kez toplanmaktadır. Toplanmamanın yaptırımı yoktur ancak örn. 10-15 sene toplanmama sorun teşkil edebilmektedir ve infisah sebebi oluşturmaktadır.
Yönetim kurulu ise başroldeki organdır. Tüm şirketin sevk ve idaresi ile ilgili görevli organdır. TTK m.359 vd. maddeleri uyarınca da TTK uyarınca yönetim kuruluna ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.
Yönetim kurulu ve genel kurul arasında esasında hiyerarşik bir altlık üstlük durumu yoktur. TTK m.375’de yönetim kurulunun devredilemez yetkilerinden bahsetmektedir. Bunun anlamı, genel kurul istese bile 375. maddede ki hususlarla ilgili karar alamamaktadır. Dolayısıyla genel kurulun bu noktada bir üst organ vasfı taşıdığını söylenememektedir. Bu nedenle anonim şirketler uyarınca bu organlar arasındaki eşitlik, TTK’ya hakim olan ilkelerden birisidir. TTK m.375’e bakıldığında birçok hususun yönetim kuruluna bırakıldığı görülmektedir.
B- Yönetim Kurulunun Seçimi
Şirketin ilk kuruluşunda yönetim kurulu üyeleri şirket esas sözleşmesinde gösterilmektedir. Bunun dışında yönetim kurulunu normal göreve gelme yoluyla genel kurul seçmektedir. Ancak bazı özel durumlarda yönetim kurulu üyelerini yönetim kurulu üyeleri de seçebilmektedir.
Bu özellikli duruma kooptasyon denilmektedir. Örn. 3 YK üyesinden birisi istifa ettiğinde geriye kalan üyeler, YK boşluğunu doldurabilmek için YK üyesi atayabilmektedirler. Buna karşılık bu atama tek üye eksikliğinde olmaktadır ve 2 üyenin eksikliğinde bu atama olamamaktadır. Burada yeni atanan YK üyesi, diğer ayrılan üyenin görev süresi ne kadar kaldıysa o süre zarfında görev yapabilmektedir ve bu süre ilk gelecek genel kurula kadar devam edebilmektedir. İlgili YK’nın durumu, ilk yapılacak genel kurulda görevinin devamına ilişkin olarak genel kurulun onayına sunulmaktadır. Kooptasyon işlemi için ayrıca genel kurulun önceden YK’ya yetki vermesi gerekmemektedir.
Uygulamada bazen kanun yolunun dolaşıldığı da görülmektedir. Bu noktada kurul olma vasfı yitirilmediği sürece kooptasyon usulü ile atama yapabilmek mümkündür.
Yönetim kurulunun atanması özetle;
- Esas sözleşmeyle,
- Genel kurul kararıyla,
- Kooptasyon ile gerçekleşmektedir.
Halka açık anonim şirketlerde ise bağımsız YK üyesi zorunludur. Bu durumda her 5 üye’den 2’sinin bağımsız yönetici olması gerekmektedir ve bu atamaları SPK gerçekleştirmektedir.
Şirket esas sözleşmesinde kanun gereği YK üyesi olarak en az 1 kişi bulunmalıdır ve YK sayısı tamamen esas sözleşmeye göre belirlenmektedir.
C- Yönetim Kurulunun İşlevi
Kural olarak genel kurulun münhasır yetkileri dışında olan her konu, YK tarafından sevk ve idare edilmektedir. Buna karşılık TTK m.375 uyarınca bazı hususların münhasıran YK’nın yetkileri dahilindedir. Genel kurul toplansa bile bu yetkileri YK’nın elinden alamamaktadır.
Bu madde uyarınca üst düzeyde yönetim, muhasebe finans düzeninin kurulması, şirket defterlerinin tutulması, müdürlerin ve imza yetkililerin atanması gibi yetkiler YK’ya aittir.
TTK m.375’in sınırlarına riayet edilmesi şartıyla bazı konularda genel kurul devreye girebilmektedir. Ancak üst düzey yönetici ya da müdür ataması gibi konularda değil, daha alt düzey konularda genel kurul devreye girebilmektedir.
D- Yönetim Kurulunun Çalışma Sistemi
Yönetim kurulu kural olarak, kurul şeklinde çalışmaktadır. Buna karşılık bazı YK bazı işlemlemleri, içlerinden biri ya da birkaçına bırakabilmektedir. YK’nın karar alabilmesi için toplantı yapması gerekmektedir. Genel kurul normalde çağrı ve ilan olmaktadır ancak YK toplantıları için bu zorunluluklar yoktur. Bunun mantığı, YK’nın her daim görevinin başında hazır olması gerektiği düşüncesidir. Genel kurullar 2 hafta önceden ilan edilmekte ve zorunlu çağrı yapılmaktadır.
Toplantıya katılmayan YK üyesinin sorumluluğu bulunmaktadır. Öyle ki toplantıda alınan kararlar noktasında sorumluluk doğmaktadır ve bu durum ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Bu minvalde YK üyeleri mazeret bildirmediği sürece sorumludur çünkü YK üyeliği hem haklar hem de yükümlülükler doğurmaktadır.
YK üyeliğinin çok ciddi sorumlulukları bulunmaktadır. Bu sebeple kabul oyları dışında üyelerin kabul etmeyeceği hususlar dahilinde muhalefet şerhi düşmesi imkanı bulunmaktadır.
Kural olarak YK, kurul olarak çalışmaktadır. Ancak elden dolaştırmaya yoluyla da karar alabilmektedirler. TTK m.390/4 uyarınca bu husus düzenlenmiştir. Uygulamada bu şekilde kararlar alınabilmektedir. Elden dolaştırma için 2 şartın yerine getirilmesi zorunludur;
- Bu yazılı önerinin bütün üyelere ulaştırılması zorunludur.
- YK’lardan tek bir kişinin dahi buna itiraz etmemesi gerekmektedir.
E- Karar Alma Çoğunluğu
Yönetim kurulları, üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanmaktadır. Üye tam sayısı örn. 5 kişiyse 3 kişi ile toplanılmaktadır, 3 kişiyse 2 kişi ile toplanabilmektedir. Toplantılarda katılanların çoğunluğu ile karar alınmaktadır. Ancak oyların eşit olması durumunda karar alınamamaktadır ve ilgili karar sonraki toplantıya bırakılmaktadır. Eğer bir sonraki toplantıda da karar çıkmazsa, ilgili öneri reddedilmiş sayılmaktadır.
Limited şirketlerde başkanın üstün oyu vardır ancak anonim şirketler de üstün oy yoktur. Elden dolaştırma ile karar alınırken de aynı nisaplar geçerlidir.
E- Toplantılara Katılma Yasağı
Bazı durumlarda YK toplantılarına katılma yasağı vardır. Normalde kural YK üyelerinin toplantılara zorunlu olarak katılması gerekliliğidir. Ancak bazı hallerde bu toplantılara YK’lar mazeret bildirerek katılmamalıdır.
Bu durumlar TTK m.393’de yer almaktadır. Yönetim kurulu üyesinin kendisinin, eşinin, akrabalarının gibi yakınları dahilinde, ilgili konularda şirket ya da kendi menfaatlerinin çatışma tehlikesi doğarsa, bu durumu ilgili üye yönetim kuruluna bildirmek zorundadır. Bu duruma ilişkin yani katılamayacağına ilişkin bir oylama yapılmaktadır. İlgili üye bu oylamada yer almamaktadır. Burada ilgili üye oylamaya değil, toplantıya katılamamaktadır.
İlgili üye bu yasağa aykırı davranırsa, TTK m.393/2 uyarınca şirketin uğradığı tüm zararları tazminle yükümlüdür.
Özen Yükümlülüğü, Bilgi Alma ve İnceleme Hakkı
TTK m.369 yönetim kurulu üyelerinin özen yükümlülüğünü düzenlemektedir. Bilgi alma ve inceleme hakkına ilişkin hükümlerse, TTK m.392 uyarınca düzenleme bulmaktadır. Her iki hükmün temas ettiği ortak noktalar hususunda birlikte değerlendirilmesinin, daha uygun olacağı kanaatindeyiz.
Özen yükümlülüğü meselesi esasında YK üyeleri için genel çerçevede bir düzenlemedir. Yani YK yapacağı bütün işlemlerde TTK m.369’a göre özen yükümlülüğüne riayet etmelidir. Özen yükümlülüğü aynı zamanda YK üyesinin şirketten haberdar olmasını, bilgi sahibi olmasını gerektirmektedir. Bu durum şirketin işlerinde bilgili olmasını da beraberinde getirmektedir.
Bu doğrultuda TTK m.392’de düzenleme bulunmaktadır. Bu kapsamda her YK üyesininin şirketin tüm iş ve işlemleri ile ilgili bilgi isteyebileceği, soru sorabileceği ve inceleme yapabileceği belirtimektedir. Bu maddenin dördüncü fıkrasıysa, son durumda yönetim kuruluna, en son çare olarakta çözüm için mahkemeye temas etmektedir.
Yönetim kurullarında üyelerden, ilgili konularla ilgili olarak karar vermeleri istenmektedir. YK üyesinin bir karar vereceği zaman öncelikli olarak o konuyla ilgili bilgi sahibi olması gerekmektedir. YK üyelesinin bu ve buna benzer birçok konuyla ilgili olarak bilgi sahibi olması, birçok bilgi ve belge incelemesi gerekmektedir. YK üyesinin ya da başkanın şirketten ve yapılacak işlerden haberdar olması gerekmektedir. Bu madde zaten 369. maddenin genel getirisidir. Bu madde aynı zamanda YK üyelerinin şirketten haberdar olmasını ve işlerini gözetmesi anlamına gelmektedir.
YK üyelerinin bilgi alma hakları uyarınca, YK üyelerinin ve yönetim kurulu başkanlarının bu hakları iki şekilde ele alınmaktadır. TTK m.392’yi bu kapsamda ele alırsak;
- YK toplantılarında, YK üyelerinin bilgi alma hakkı sınırsızdır. Üyelerin her türlü defteri, belgeyi inceleme yetkileri bulunmaktadır. YK üyeleri şirketle ilgili bilgi alma hakkını bu bağlamada sınırsız bir biçimde kullanma hakkına haizdirdirler.
- YK toplantıları dışında başkan ve üyelerin şirketle ilgili bilgi alma hakları, TTK m.392/3 uyarınca yönetim kurulu başkanının iznine tabi tutulmaktadır.
YK başkanının toplantılar dışında bilgi alma hakkına izin vermemesi durumunda yine dördüncü fıkra devreye girmektedir. 2 gün içerisinde YK üyesi yönetim kuruluna gidebilecek ve eğer buradan da bir sonuç çıkmazsa, son çare olarak asliye ticaret mahkemesine müracaat edebilecektir.
Uygulamada kural olarak genel kurul yönetim kurulunu seçmektedir. YK’da yapacağı ilk toplantıda YK başkanını seçmektedir. Başkan da şirketten bilgi alabilmek için yönettiği şirketle ilgili olarak genel kurulun iznine ihtiyaç duymaktadır.
Şirketin YK üyesi şirketi yönetmektedir ve bu kapsamda birçok tararrufta bulunmaktadır. Bunun karşılığında da üye, bütün malvarlığı ile sorumlu tutulmaktadır. YK üyesi şirketten bilgi alamıyorsa bu durumda 392. madde devreye girmektedir. Kanaatimizce 392. maddenin bu yönü ile değerlendirildiği zaman oldukça kötü bir düzenleme olduğunu söylemek gerekmektedir. Öyle ki YK üyesi, yönettiği şirketten eğer rahatlıkla bilgi alamıyorsa, YK üyeliğinin esasında çok bir anlamı kalmamaktadır. Bu nedenle YK üyeleri ile ilgili yapılması gereken şey, 369. madde uyarınca bilgi alma hakkının sonuna kadar kullanılmasıdır. 369. maddenin getirdiği ilk şey budur ve özen yükümlülüğü bunu gerektirmektedir.
Uygulamada 392. madde şu şekilde uygulanmaktadır; YK üyeleri şirketlerde toplantılar bir yana, kapalı ve kilitli odalar dahilinde üyelerin birbiri ile hiç konuşmadığı durumlar sıkça görülmektedir. Bu gibi hallerde 369. madde gereği bir YK üyesi, gerekli özeni gösterdiğini ispat edebilmesi için 392. maddede ki bilgi alma hakkını sonuna kadar kullanmalıdır düşüncesindeyiz.
369. madde uyarınca tedirli bir yönetici kavramı bulunmaktadır. Bu kavram, kural olarak yönetim kurulunun işlerini yapacağı zaman, yapacağı işlerle ilgili olarak yeterli bilgiye sahip olmasıdır. İkinci olarakta kişinin doğru ve düzgün bir araştırma yapması gerekmektedir. İlgili yönetim kurulu üyesi tüm bu gereklilikleri yerine getirdikten sonra, doğru ya da yanlış kararlar verebilmektedir. Yöneticinin yanlış kararlarından sorumlu olup olmaması noktasını bu şekilde değerlendirmek gereklidir. Bu bağlamda 369. maddede ki tedbirli yönetici kavramıyla”business judgement rules / BJR” dediğimiz Amerikan Hukukundan kaynaklanan bir kavramla karşılaşmaktayız.
Business Judgement Rules – BJR
Bu kural uyarınca YK üyesi kural olarak, ticari kararlardan sorumlu değildir. Şirketin yönetimi ile ilgili yanlış kararlar verebilmesi de ihtimal dahilindedir. Bu doğrultuda BJR noktasında belirli ölçütler getirilmiştir;
- Ortada bir iş adamı kararının olması gerekmektedir. Örn. kanun asbestli üretim yapma yasağı getirmektedir ve kişi buna rağmen bu işlemi gerçekleştirirse, bu tedbirli bir işadamı kararı olmayacaktır. İlgili işlem kanuna aykırı bir karardır ve ticari bir karar da değildir. Ticari bir karar olması için mutlaka ticaretle ilgili bir husus olması gerekmektedir. Burada yöneticilerin ticari değil, kanuna aykırı bir karar olduğunu bilmesi gerekmektedir.
- Yönetici / işadamı karar verirken gerçekten tedbirli bir yönetici gibi hareket etmişmidir bu husus önemlidir. Bu durum ABD yargılamalarında sıkça karşımıza gelmektedir.
Yöneticiler her zaman şirkete kar elde ettiremeyebilirler. Yapılan işlemlerde artı bakiye olabileceği gibi şirketin batması da ihtimal dahilindedir. Yeter ki yönetim kurulu üyeleri bu noktada özen yükümlüğü içerisinde TTK m.369 uyarınca hareket ettiklerini ispat edebilsinler.
TTK m.395-396 ise şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı ve rekabet yasağına ilişkin iki maddedir. Bunlar da yükümlülükler altında değerlendirilmelidir. Şirket yönetim kurulu üyesi eğer 395. maddeye göre kendisi ile işlem yaparsa, bu durumda bu işlem şirketi bağlamamaktadır.
Rekabet yasağına ilişkin 396. maddeye aykırı davranılırsa, bu gibi durumlarda şirket uğranılan bütün zararı ilgili YK üyesinden talep edebilmektedir. Bu durumda 3 seçenek karşımıza gelmektedir;
- Uğranılan zararın tazmini,
- Yöneticinin elde ettiği menfaatin şirkete verilmesi,
- Yapılan işlemin şirketle yapılmış olmasının istenmesi.
Burada zamanaşımı ve hak düşürücü süreler bulunmaktadır. Öğrenmeden itibaren 3 ay ve her halde bunların gerçekleşmesinden itibaren 1 yıllık rekabet yasağına ilişkin süreler bulunmaktadır.
UYARI
Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı ÖzEr Avukatlık Bürosu’na aittir. Tüm içerik ve makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı ve zaman damgalıdır. Sitemizdeki içeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.


