
Ticari İşletme Devri

Ticari Yargı
Ticari temcilci bağımlı tacir yardımcılarından yetkice en geniş donanımlı olanıdır. Eski tabiri ile ticari mümessil, yeni adı ile ticari temsilcidir.
Temsil olgusu esasında BK m.40 ve 41 maddelerinde düzenlenmektedir. Bunun Ticaret Kanununda ayrıca düzenlenmesinin sebebi, ticari hayatın normal hayattan farklı noktalarda olmasıdır. Kanun koyucunun bunu düzenlemesinin iki sebebi vardır; birincisi ticari işlemlerdeki hızlılığın sağlanması, ikincisi ise güvenin tesis edilmesidir. Sonuçta normal hayattaki temsil nadir gerçekleşirken, ticari hayatta bu tüm piyasayı ve çevreyi ilgilendirmektedir.
Ticari temsilci tacirin en geniş yetkilere sahip temsilcisidir ve tacirin izdüşümü gibidir. Bir tacir ticari işletmede neler yapabiliyorsa ticari temsilci de bunları yapabilmektedir. Temsilci, tacir gibi çek, bono imzalayabilir, işçi çıkartıp alabilmektedir kısacası tacir adına her türlü şeyi yapma yetkisine sahiptir.
Ticari temsilcinin iki fonksiyonu vardır; birincisi yönetim, ikincisi temsildir. Yönetim içe dönük olan fonksiyonu, temsil ise dışa dönük olan fonksiyondur. Örn. fabrika müdürünün yönetim fonksiyonu vardır ancak temsil fonksiyonu yoktur.
Ticari temsilcinin atanması için ön şart ticari işletmenin varlığıdır. Ticari temsilciyi atayacak kişi tacirin kendisidir. Gerçek kişi tacirse atamayı tacirin kendisi, anonim şirketse yönetim kurulu, limited şirketse ortaklar kurulu bu atamayı yapacaktır. Kamu tüzel kişilerinin işletmeleri gibi yerler de ticari temsilci atayabilmektedirler. Belediyeler, vakıflar ve dernekler de ticari temsilci atayabilmektedirler.
Velayet altında bulunan kişiler için velilerinin de ticari temsilci atayabileceğini kabul etmek gerekmektedir. Kısıtlılar açısından ticari temsilci atanıp atanamayacağı konusu tartışmalı olsa da genel kabul gören anlayış kısıtlılar için ticari temsilci atanamayacağı görüşüdür. Ticari açıdan kısıtlılar bazı evraklar için (kambiyo senedi gibi) sulh hukuk, asliye hukuk mahkemelerinden izin almaları gerekmektedir. Kanaatimizce özel olarak sayılan borç altına girme gibi hususlar dışarıda kalmak kaydı ile ticari temsilci atanmanın normal olduğunu düşünmekteyiz. Bunun nedeni, ticari hayatın gereksiz yasak kaldıramayacağını düşüncesidir.
Tartışmalı bir konu da tüzel kişinin ticari temsilci olarak atanıp atanamayacağıdır. Ticari temsilcinin özen göstermesi ve taraflar arasındaki ilişkinin şahsiliği sebebi ile tüzel kişinin ticari temsilci olamayacağı düşüncesi mevcuttur.
Ticari temsilcinin ticaret siciline tescili kurucu değil, açıklayıcı unsurdur. Eğer kanun ticaret siciline tescilin açıkça kurucu bir etkisi olduğunu beyan etmiyorsa, genel kural ticaret siciline bildirimin açıklayıcı olduğudur.
1-Ticari Temsilcinin Yetkisi
Asıl sorun ticari temsilcinin yetki kapsamının ne olacağı hususudur. Ticari işletmenin amacı doğrultusunda ticari temsilci birçok şeyi yapabilmektedir. Örn. mal alıp satabilir, senet verebilir, dava açabilir yapabilmektedir. BK m.548 uyarınca “Ticari temsilci, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili sayılır. Ticari temsilci, açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz.” hükmü yer almaktadır.
Burada istisna olan taşınmaz alıp satılamamasıdır. Bunun istisnası olan tek nokta ise sadece taşınmaz alıp satan bir işletmedeki ticari temsilci, işin mahiyeti taşınmaz alıp satmak olduğu için BK m.548’e istisna göstererek taşınmaz alıp satabilmektedir. Temsilcinin geri kalan olağan ya da olağanüstü her türlü şeyi yapma yetkisi mevcuttur. Örn. şube açabilir, gerekli görürse kapatabilir hatta ticari işletmenin merkezinin yerini değiştirmeye dahi yetkilidir. Davalara girip işletmeyi temsil edebilmektedir.
Ticari temsilcinin yapamayacağı işler de vardır. Örn. İşletmeyi kapatamaz, faaliyetini tatil edemez, işletmeyi satamaz, kendisi gibi geniş yetkili bir ticari temsilci atayamaz. Bunlar aslında temsilciliğin tabiatından kaynaklanmaktadır. Temsilci tacirin iz düşümü gibidir ve tacirin yapabileceği her türlü eylemi ve işlemi yapabilir demiştik. Hal böyle olunca ticari temsilciye karşı yetki sınırlandırılmasına gitmekte mümkündür.
Yetki sınırlandırılması için karşımıza gelen ilk sınırlandırma şekli birlikte imzadır. Birlikte imza kuralını öngörerek temsilcinin yetkilerini sınırlandırmak mümkündür. Böylece tacir biraz da olsa kendini güvene almış olmaktadır. BK m.549/2 uyarınca “Temsil yetkisi, birden çok kişinin birlikte imza atmaları koşuluyla da sınırlandırılabilir. Bu durumda, diğerlerinin katılımı olmaksızın temsilcilerden birinin imza atmış olması, işletme sahibini bağlamaz.” hükmü yer almaktadır.
Burada örn. x ile beraber y temsilci olarak atanmaktadır. Burada iki kişi birlikte olmaksızın atılan imzalar taciri bağlamamaktadır. Birlikte imza için iki kişi olmak zorunda değildir ve sayı daha fazla da olabilmektedir (3-4 kişi gibi). Çek, bono, poliçe, sözleşme ya da senede atılan imzalarda bazen şirketleri temsile yetkili iki kişi varken bir kişi tarafından imzanın atıldığı, diğer imzanın da başkası tarafından atıldığı olaylar olabilmaktedir. Bu tip durumlarda m.549/2 hükümleri taciri korumaktadır. Bu kural aktif temsil açısından geçerlidir. Bu işletmeyi borç ya da taahhüt altına sokan imzalar açısından geçerlidir.
Buna karşın şirketin pasif olarak temsilinde birlikte imza kuralı yürümemektedir. Örn. bir mahkeme tebligatı temsilcilerden sadece birine imza atılarak teslim edilebilmektedir ya da mahkemede bir temsilci hakları savunabilmektedir.
Bir diğer kural temcilciyi şube işleri ile sınırlamadır. BK m.549/1 uyarınca “Temsil yetkisi, bir şubenin işleriyle sınırlandırılabilir.” hükmü yer almaktadır.. Örn. Adana şubesi ile ilgili işlemlerle sınırladığımız bir temsilci, başka şubenin işleri ile ilgili imza attığında bu imza taciri bağlamayacaktır. Aynı şekilde bir temsilciye hem şube işleri ile sınırlama, hem de birlikte imza sınırlaması getirebilmek mümkündür.
BK m.549/3 uyarınca “Temsil yetkisine ilişkin yukarıdaki sınırlamalar, ticaret siciline tescil edilmedikçe, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı hüküm doğurmaz.” hükmü yer almaktadır.
Eğer ticari temsilcinin yetkisi sınırlandırılmak isteniyorsa bunu ticaret siciline tescil ettirmek zorunludur. Temsilci atanması ticaret siciline tescil şart değilse de temsilcinin yetkisinin sınırlandırılması için ticaret siciline tescil şarttır. Aksi takdirde ticaret siciline tescilden önce herhangi bir şekilde iyi niyetli üçüncü kişilere herhangi bir şekilde bu şart öne sürülememektedir.
Özetle üçüncü kişilere karşı sınırlandırma yapabileceğimiz iki durum söz konusudur. Birlikte imza ve şube işleri ile sınırlama harici başka sınırlandırma yapılmak isteniyorsa, bunların karşı tarafa ispat edilebilir bir şekilde bildirilmesi gerekmektedir.
2-Ticari Temsilci İlişkisinin Sona Ermesi
Burada azil ve istifa durumlarını görmekteyiz. BK m.554/1 uyarınca “İşletme sahibi, ticari temsilcilerin, ticari vekillerin ve diğer tacir yardımcılarının yetkilerini, aralarındaki hizmet, vekâlet, ortaklık ve benzeri sözleşmelerden doğan hakları saklı kalmak koşuluyla, her zaman geri alabilir.” hükmü yer almaktadır.
Tacir, temsilci atanmasına ilişkin yetkiyi her zaman geri alabilmektedir yani temsilciyi azledebilmektedir. Azlin hüküm ve sonuçlarına baktığımızda azil ile beraber ticari temsilcinin yetkileri de kendiliğinden sona ermektedir. Buna karşın taraflar arasındaki iş ilişkisi, ortaklık ilişkisi ya da iş sözleşmesi benzeri sözleşmeler yürürlükte kalmaya devam etmektedir. Yani kişinin temsil yetkisinin alınmış olması, işten çıkartılmış olması anlamına gelmemektedir. Bu ikisi ayrı kulvarlar olarak değerlendirilmekte ve bu ilişkiler devam etmektedir.
Ticari temsilcini istifa etmesi ile de ticari temsilcilik ilişkisi sona ermektedir. İstifa tek taraflı yenilik doğurucu bir haktır. Karşı tarafa ulaşması ile beraber hüküm ve sonuç doğurmaktadır. Ancak ticari temsilcinin çok kritik bir zamanda istifa etmesi halinde, tacir bu yüzden uğradığı zararları ticari temsilciden talep edebilmektedir. Bunun nedeni ticari temsilcinin yetki temelini vekalet sözleşmesi’den almasıdır.
BK m.512 uyarınca “Vekâlet veren ve vekil, her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebilir. Ancak, uygun olmayan zamanda sözleşmeyi sona erdiren taraf, diğerinin bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.” hükmünü barındırmaktadır.
Bir kimsenin azilden ya da istifadan vazgeçtiğine ilişkin bütün taahhütleri kural olarak geçersizdir. Her ne kadar tescilin ticari temsilcinin atanması bakımından herhangi bir hüküm bulundurmadığını söylesek bile, 550nci maddeye göre azil ya da istifaya müteakip hemen ticari temsilcinin sicilden terkin edilmesi gerekmektedir. Temsil yetkisi ticaret siciline tescil edilmemiş olsa bile bu işlem gereklidir. Temsil yetkisinin sona erdiği ticaret siciline tescil ve ilan edilmediği takdirde iyi niyetli üçüncü kişilere karşı etkisini korumaktadır. Temsilin başlaması ya da bitmesinin tescile bildirilmesi kurucu bir unsur değildir; iyi niyetli üçüncü kişilere karşı güvenin korunması önemlidir.
Taraflardan birinin ölümü halinde, ölümü ikiye ayırarak cevaplamak gerekmektedir. Bu durumu tacirin ölümü ile temsilcinin ölümü olarak ayırmak gerekmektedir. Tacirin ölümü halinde temsilcinin yetkisi ortadan kalkmamaktadır ve bunun gerekçesi ticari işletmenin kesintisiz devam etmesi gerektiği için temsilcinin yetkisi devam edeceği gerçeğidir. Temsilci işletme adına işlemleri yapmaya devam edecektir. Buna karşılık tacirin mirasçılarının temsilciyi azletme imkanı da bulunmaktadır. Temsilcinin ölümü halinde ise temsilcilik yapabilecek kişi ortada kalmadığı için temsil durumu sona erecektir.
İşletmenin veya tacirin iflası halinde de temsilcilik ilişkisi sona ermektedir. Buna karşın temsilcinin kendisi de iflas edebilmektedir. Sonuçta temsilci de iflasa tabidir çünkü o da bir tacirdir. Temsilcinin kendisinin iflas etmiş olması temsilcilik yetkisinin sona ermesine sebep olmamaktadır çünkü kendi işletmesini değil, başkasına ait bir işletmeyi idare etmektedir.
İşletmenin devir ve tasfiyesi halinde de temsil ilişkisi sona ermektedir. Temsil ilişkisi güven üzerine kurulu bir sistem olduğu için sona ermektedir. Ancak devralan isterse eski temsilci ile devam edebilme hakkına sahiptir.
UYARI
Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı ÖzEr Avukatlık Bürosu’na aittir. Tüm içerik ve makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı ve zaman damgalıdır. Sitemizdeki içeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.



