Ticari Temsilci
Yönetim Kurulu
Ticari Temsilci
Yönetim Kurulu

Ticari Yargı

1-Tahkim

Ticari yargılanma bütün dünyada özel kurallara bağlanmamıştır ve ülkeden ülkeye farklılıklar göstermektir. Uygulamada genelde çoğu ülkede genel mahkemeler kurulmuştur fakat ticari konularda adaletsiz kararlar verilince, özel mahkemeler kurulmuştur. Örn. Almanya gibi bazı ülkelerde hakimlerin yanında ticaretten gelen kişilerde karar mekanizmasında aktif görev almaktadırlar.

İnsanlar mahkemelerden hem ihtisas, hem de hız istemektedirler ve bunun da sağlanması zor olduğu için farklı bir yöntem kullanılmaktadır. Bu yöntemin adı da tahkimdir. Tacirler kendi aralarında yapacakları anlaşma ile aralarında baş gösterebilecek ya da baş gösterdikten sonra yapacakları anlaşma ile bunu devlet mahkemelerinde değil de normal diğer mahkemelerde görme konusunda anlaşma yapabilirler ve buna da tahkim sözleşmesi / anlaşması denilmektedir.

Tahkim sözleşmesi ile uzmanlar tarafından uyuşmazlığın çözülmesi hedeflenmektedir. Bu bağlamda ülkemiz açısından hem ulusal hem de uluslararası tahkimden bahsetmek gerekmektedir. Uluslararası tahkimin en bilineni Uluslararası Ticaret Örgütü’nün Paris merkezinde bulunan tahkimidir (ICC). Türk yatırımcıların yabancı yargıya ya da yabancı yatırımların Türk yargısına güvenemediği durumlarda davalar burada görülmektedir.

İstanbul Ticaret Odası’nın İstanbul Tahkim Merkezi (İSTAÇ) vardır. Hakimler iş yükü fazlalığı nedeni ile somut uyuşmazlıklara fazla vakit ayıramazlar. Buna karşılık  tahkimde taraflar kendilerini daha iyi şekilde ifade etmektedirler. Taraflar Ad-Hoc denen usulle kendi sistemlerini de belirlebilmektedirler. Taraflar eğer tahkime karar vermişlerse bu noktadan sonra artık Ticaret Mahkemesine gidememektedirler. Bunun bertaraf edilmesi için ancak tarafların kendi aralarında anlaşarak mutabak sağlaması gerekmektedir.

2-Ticaret Mahkemeleri

Ticaret mahkemeleri sadece ticari mahkemelere bakmakla görevlendirilmiştir. Ticaret mahkemesi başlangıç itibari ile asliye hukuk mahkemelerinin bir değişiğidir. Eski dönemde ticaret mahkemelerinin olmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemeleri görev almaktaydı. Yeni sistemde bu ilişki görev ilişkisi haline getirilmiştir ve bunun en önemli sonucu bir dava ticaret mahkemesinde açılması gerekirken asliye hukuk mahkemesinde açılmış ise asliye hukuk mahkemesi davanın her aşamasında görevsizlik kararı verip ticaret mahkemesine gönderebilmektedir.

Görevsizlik kararını verirken ticaret mahkemesine başvurulması için bir süre verilir ve bu sürede dava açılmazsa dava hiç açılmamış sayılmaktadır. Asliye ticaret mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemeleri, ticaret mahkemesi görevi ile davaya bakmaktadırlar.

Ticaret mahkemelerinden bazıları HSYK tarafından da ihtisas mahkemesi haline getirilebilmektedir ve Deniz Ticaret Mahkemeleri buna bir örnektir. Sınai mülkiyet ya da 5846 Sayılı Fikir ve Sanat eserlerinden kaynaklanan davalara bakan ihtisas mahkemeleri de vardır ve bunlar Fikri-Sınai Haklar Hukuk mahkemesi olarak çalışmaktadırlar. Fikri-Sınai Hukuk Mahkemesinin olmadığı yerde de asliye hukuk mahkemesine başvurulmaktadır.

3-Ticari Sayılan Davalar

Ticaret Kanununda ticari davalar tanımlanmıştır. Bu davaları iki farklı başlık altında incelemek gerekmektedir. Bunlardan birincisi mutlak ticari davalar, diğeri ise nispi ticari davalardır.

a-Mutlak ticari davalar, mutlak olarak ticari dava olarak görülmektedir ve bu davalarda tarafların sıfatına ve ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari dava olarak nitelendirme yapılmaktadır.

TTK m. 4 uyarınca “(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a)Bu kanunda sayılan bütün davalar ticari dava sayılır” hükmü yer almaktadır.

Yine TTK m.4 f.1 ve devamı uyarınca bu davalar da mutlak ticari dava olarak belirlenmiştir. Yine özel kanunlar gereğince mutlak ticari dava sayılan hususlar da vardır. Kooperatiften kaynaklanan uyuşmazlıklar, ticari işletme rehni kanunundan kaynaklanan hükümler bunlara örnek verilebilmektedir.

b-Nispi ticari davalar da her iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğan davalardır.

TTK m.19 uyarınca “(1) Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. (2) Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.” hükmü yer almaktadır.

Burada iki farklı karineden bahsedilemektedir. Eğer olgu taraflardan bir tanesinin ticari işletmesini ilgilendiriyor diğerinin ticari işletmesini ilgilendirmiyorsa, nispi ticari dava olduğu için ve genel hukuk kurallarını ilgilendirdiği için bu dava normal mahkemelerde görülmelidir.

Ticari dava olması için her iki tarafın da ticari işlerini ilgilendirmesi gerekmektedir. Örn. alacağım emtiayı başka bir x şirketini aracı olarak kullanıp alırsam, o zaman iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendiren iş olduğu için bu ticari dava olacaktır. Gerçek kişi tacir ise ticari işi yaparken bunun ticari işletmesi ile ilgili olmadığını açıkça belirtiyorsa, burada da ticari davanın konusu olan bir olay olmadığı sonucuna varılacaktır.

Buradan çıkacak sonuç bir tacir işlem yapıyorsa TTK m.19.ncu maddedeki karineden yola çıkarak o işin ticari işletmesini ilgilendirdiği varsayımı ile hareket etmek gerekmektedir. Ancak bu kişi gerçek kişi ise yani işletme ile ilgili değilse ve bunu açıkça dile getiriyorsa, bu durumda ticari bir davadan bahsedilemeyecektir. Buna karşın bir tüzel kişi bu işi yapıyorsa her hâlükârda bunun bir ticari davaya vücut verdiğini söyleyebiliriz çünkü tüzel kişilerin özel alanı bulunmamaktadır. 19’ncu maddenin karinelerini bu açılardan değerlendirmek gerekmektedir.

Ticari davalarda karşımıza çıkacak ilk sonuç bazı noktalarda basit yargılama usulü öngörüldüğüdür. Bu şu anlama gelmektedir; normal davalarda dilekçeler teatisi dediğimiz bölüm vardır fakat basit yargılama usulünde bir dava dilekçesi bir de cevap dilekçesi verme hakkı vardır ve onun dışındakileri hakim dikkate almayabilmektedir. Yargılamalar bu minvalde genelde kısa sürmektedir. Ayrıca nadiren de olsa özel usuller öngörülmüştür ve bunlar özellikle ispata ilişkin hükümlerdir.

Yine bazı davalarda özel yetki kuralları da kabul edilmiştir. Örn. şirkete karşı açılacak davalarda davanın açılacağı yer mahkemesi, şirketin merkezinin bulunduğu yerdir. Ticaret mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisidir. Ticaret mahkemesinde açılacak bir davayı Asliye’de ya da tam tersini yaparsanız, konu kamu düzenine ilişkin olacağı için mahkeme davanın her aşamasında görevsizlik kararı verip dosyadan el çekebilmektedir.

UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı ÖzEr Avukatlık Bürosu’na aittir. Tüm içerik ve makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı ve zaman damgalıdır. Sitemizdeki içeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.