İrtikap Suçu
Hakaret Suçu
İrtikap Suçu
Hakaret Suçu

Hırsızlık Suçu

Madde 141

“Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.”

Mal dediğimiz şeyin bir ekonomik değerinin olması gerekmektedir. İnsanların yaşamlarında herhangi bir gereksinim için kullandıkları şeylerin bu mal kategorisine girdiğini anlamaktayız.

Kanun hükümleri uyarınca malın katı bir cisim şeklinde olmasına gerek yoktur. Sıvı, gaz şeklinde olabileceği gibi sahipli hayvanlar da Türk Hukukuna göre mal olarak sınıflandırılmaktadır. İnsan bedenindeki diş, bacak protezi gibi şeylerde mal olarak değerlendirilmekte ve hırsızlık suçunun konusunu oluşturabilmektedirler.

Suçun maddi unsuru, taşınır malın zilyedin rızası olmaksızın bulunduğu yerden alınmasıdır. Almakla ilgili 4 teori vardır;

1-     “Failin, malın bulunduğu yere elini koyduğu anda suç tamamlanmıştır”

2-     “Mal, bulunduğu yerden kaldırıldığı anda, alma gerçekleşmiştir,”

3-     “Mal, bulunduğu yerden alınarak istenilen bir yere götürülmüştür ve bu durumda hırsızlık suçu tamamlanmıştır.”

4-     “Mal, zilyedin egemenlik alanından çıkartılarak failin kendi egemenlik alanına sokulmuştur. Suçun tamamlanmış sayılabilmesi için failin zilyetliğindeki mal üzerinde, kimsenin gözetim ve denetimi olmaksızın serbestçe tasarruf edebilecek konuma ulaşması gerekmektedir.

TCK m.142 uyarınca hırsızlık suçunun nitelikli halleri sıralanmaktadır. Hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi durumunda da verilecek olan ceza miktarı yarı oranında arttırılmaktadır.

Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilmektedir. Burada somut olayın özelliklerine göre hakim tarafından değerlendirme yapılmaktadır.

TCK m.147 uyarınca zorunlu bir halin ortaya çıkması durumunda, yine somut olayın şartları uyarınca cezada indirim olabileceği gibi herhangi bir ceza da verilmeyebilecektir.

Hırsızlık ve Dolandırıcılık Arasındaki Fark

Hırsızlık ve dolandırıcılık suçlarının her ikisi de malvarlığına karşı suçlardır. Aradaki fark açısından değerlendirdiğimizde hırsızlıkta mal zilyedin rızası olmaksızın alınmaktadır. Dolandırıcılık suçunda ise mal, zilyedin rızası ile alınmaktadır. Burada zilyedin rızası fesada uğramış bir rızadır. Gerçekte zilyet durumun farkında olmuş olsaydı bu şekilde rıza göstermeyecektir.

Hırsızlık suçunun tamamlanması için maldan yararlanılmış olmasına gerek yoktur. Önemli olan mal üzerindeki başkasına ait egemenliği kaldırmaktır. Dolandırıcılıkta ise suçun oluşması için haksız yararın sağlanmış olmasından bahsetmekteyiz.

Hırsızlık suçunun konusu taşınır maldır. Dolandırıcılık suçunun konusu ise hem taşınır hem de taşınmaz maldır. Hırsızlık suçunda kendisine ya da başkasına yarar sağlama maksadı ile özel bir kastla suç işlenmektedir. Buna karşılık dolandırıcılık suçunda ise genel bir kastın olması yeterlidir.

Hırsızlık ve Güveni Kötüye Kullanma Arasındaki Fark

Hırsızlıkta malın alınmasında zilyedin rızası yoktur. Güveni kötüye kullanmada ise rıza söz konusudur ve mal, rıza ile teslim edilmektedir. Burada kişi herhangi bir hile olmaksızın malı kendi rızası ile vermektedir. Malın teslimini faile, malın iade edilmesi kullanması şartıyla yapılmaktadır.

Hırsızlıkta malın alınması ile suç oluşmaktadır. Güveni kötüye kullanmada ise suçun oluşum zamanı malın alındığı zaman değil, teslim alınan malın devir olgusunun inkar edildiği anda suç oluşmaktadır.

Basit hırsızlık suçunun takibi şikayete bağlı değildir. Güveni kötüye kullanma suçunun takibi ise şikayete tabidir.

Hırsızlık ve Mala Zarar Verme Arasındaki Fark

Hırsızlıkta fail yararlanma amacıyla malı almaktadır. Mala zarar verme suçunda ise amaç o mala zarar vermektir. Yıkma, tahrip etme, bozma, kirletme gibi fiiller gerçekleşmektedir.

Hırsızlık ve Yağma Arasındaki Fark

Bir malın yağmalanmasında hırsızlıktan farklı olarak, zilyedin rızası olmadan cebir ya da tehdit unsurlarının kullanılması esastır. Hırsızlıkta mal zaten zilyedin haberi olmaksızın yerinden alınıp götürülmektedir. Ancak yağmada durum farklıdır ve kişinin iradesine yönelik bir baskılama aracı söz konusu olmaktadır. Yağmada manevi ya da maddi zor kullanım vardır ve bu yüzden bileşik suçtur.

Etkin Pişmanlık Hükümleri

Madde 168

“1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)(1) suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. 

(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.

(3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir.

(4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.

(5) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz.”

Etkin pişmanlık hükümleri, genel hükümlerde yer almayan ama belirli suç tiplerinde yer alan hükümlerdir. Bu maddenin düzenlenmesi geniştir, kazuistiktir. Etkin pişmanlıkta suça ilişkin fiil tamamlandıktan sonra kişi pişmanlık duymaktadır ve maddenin genel lafzı bunu düzenlemektedir.

Bu madde uyarınca numerus clausus olarak etkin pişmanlığa ilişkin suç tipleri ayrı ayrı belirtilmiştir. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereği kanunda yazmayan bir düzenlemeden dolayı artırım ya da cezada indirim yapılamamaktadır.

Bu madde uyarınca önemli olan ayrıntılardan birisi, suçun işlenmesine rağmen fail hakkında kovuşturmanın başlamamış olmamasıdır. Bizzat ya fail, ya azmettiren ya da yardım eden, pişmanlık göstererek mağdurun uğramış olduğu zararı telafi etmelidir. Bu durum neticesinde ilgili fiil suç olmaktan çıkmamakta, cezada indirim uygulanmaktadır.

TCK m.168/2 uyarınca “kovuşturma sonunda” açıklaması yer almaktadır. Burada şüpheli, sanık sıfatına dönüşmektedir. Buradaki indirim miktarı birinci fıkraya göre daha azdır. Burada hakim kararından önce kişi malı iade eder ya da tazmin ederse ceza oranında indirim uygulanmaktadır.

Yağma suçuna ilişkin üçüncü fıkrada ayrı bir değerlendirme söz konusudur. Fail yağma suçunu işledikten sonra soruşturma aşamasında indirim artık daha azdır. Yağmadaki durum farklıdır ve irade fesada uğramaktadır.

TCK m.168/4 uyarınca kısmen geri verme ve tazmin durumu söz konusudur. Burada ayrıca mağdurun rızası gereklidir.

TCK m.168/5 uyarınca zarar soruşturma tamamlanıncaya kadar karşılanırsa, kamu davası açılmamaktadır. Eğer zarar hüküm verilinceye kadar tazmin edilirse bu durumda cezanın 1/3’üne kadar indirim uygulanmaktadır.

UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı ÖzEr Avukatlık Bürosu’na aittir. Tüm içerik ve makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı ve zaman damgalıdır. Sitemizdeki içeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.