
İmtiyazlı Payların Durumu

Sermaye Azaltımı
A. Genel Olarak
Sermaye arttırımı TTK m.456 vd. maddelerinde düzenleme bulunmaktadır. Sermaye arttırımının birçok gerekçesi bulunmaktadır. Bunlardan ilki şirketin gerçekten sermayeye olan ihtiyacıdır. Şirket ciddi anlamda büyük bir yatırım yapacaksa sermaye arttırımı olmalıdır.
Şirketin bazen de yasal olarak sermaye arttırımı zorunlu olmaktadır. Örn. altın rafinerisi işi yapan bir şirketin, Dünya Altın Borsası’na üye olabilmesi için 50 milyon sterlinlik sermayesi olmalıdır. Ya da sigorta şirketlerinin kurulması için 5 milyon liralık asgari sermaye olmalıdır. Özetle bizim mevzuatımız ve uluslararası mevzuat uyarınca sermaye zorunlulukları bulunmaktadır.
Sermaye arttırımı ile pay sahiplerinin mağdur edilmemesi gerekmektedir. Eğer bazı ortaklar şirketin ihtiyacı yokken buna rağmen sermayeyi arttırma yoluna giderse, bu durumda bazı ortakların mağduriyetine neden olunmaktadır ve bu durumda genel kurul kararlarının iptaline yol açılabilmektedir.
Sermaye arttırımı yapılırken uygulamada öncelikle mali müşavirlerden rapor alınması gerekmektedir. Bu rapor, ilgili sermaye arttırımının gerekliliğine ilişkin bir beyandır. Şirketin mali durumu, yatırım ihtiyaçları gibi unsurlar bu raporda belirtilmektedir. Yani yatırımın gerekli olduğuna dair rapor sunulmalıdır. Usulsüz yani gerekçesiz yapılan sermaye arttırımı bazı pay sahiplerine zarar vermektedir ve bunun iptal edilmesi gerekmektedir. Sermaye arttırımında dikkat edilmesi gereken hususlardan ilki budur.
Kanun koyucu TTK m.456’daki sermaye arttırımı kararının, esas sözleşme değişikliğine tabi olduğunu vurgulamaktadır. Çünkü bu TTK m.418’deki nisaplara değilde, 421 ve 456 sonrasındaki maddelerdeki nisaplara tabi olacaktır. Bunun gerekçesi, sermaye arttırımının özel bir sözleşme değişikliği olmasıdır. Anonim şirketler hangi sermaye türünü benimsemiş olurlarsa olsunlar, sermaye arttırımlarında esas sözleşme değişikliği zorunludur. Bu nedenle sermaye maddeleri ana sözleşmelerde sıklıkla değişmektedir çünkü şirketlerin sermayesi durağan değildir. Tabi ki arttırım zorunlu bir unsur da değildir.
Yatırım dışında şirketler ayrıca bankalardan kredi kullanırken, kredibilitelerinin artışı için de sermayelerini arttırmaktadırlar. Şirketler sermayeleri ne kadar yüksekse o derece kredi kullanabilmektedirler. Bununla birlikte uygulamada bankalar şirketlere, ardıl alacaklılık sözleşmelerini kendi kredilerini garanti altına almak adına imzalatmaktadırlar.
Sermaye artırımı için %51 çoğunlukla bu karar alınabilmektedir ancak sermaye azaltımı noktasında nisaplar daha zordur.
B. Sermaye Arttırımında Yapılması Gerekenler
TTK m.456/1 uyarınca iç kaynaklardan yapılan arttırım hariç, ödenmemiş sermaye arttırılamamaktadır. Bunun gerekçesi ödenmemiş sermayenin şişirilmesinin önüne geçmektir. Burada temin edilen şey esasında şirket alacaklılarının korunmasıdır. Eski kanunda bu yoktu ama yeni TTK ile bu uygulama gelmiştir.
Maddenin devamında “Sermayeye oranla önemli sayılmayan tutarların ödenmemiş olması sermaye artırımını engellemez. “ hükmü yer almaktadır. Burada anlatılmak istenen örn. şirketin %99 oranında pay sahibinin taahhüt edilen sermayi ödemesine rağmen, %1’lik bir pay sahibinin bu rakamı ödememesi ihtimalinin olabilmesidir. Eğer ki bu düzenleme olmasaydı bu küçük pay sahiplerinin ıskat edilmesi, dava aşamaları derken süreç çok uzayacak ve bu durum yapılmak istenen yatırımın gerçekleşmemesine sebebiyet verebilecektir. İlgili hüküm, önemli sayılmayan tutarların sermaye arttırımına engel teşkil etmediğini belirtmektektedir.
Bu maddenin karşımıza getirdiği bir başka sorun da bu oranın 456. maddede yazmamasıdır. Yani önemli sayılmayan tutarın yüzdesinin ne olduğu cevabı açık değildir. Kanaatimizce buradaki oranın menfaatler dengesini bozmaması gerekmektedir. Moroğlu Hoca bu durumda %5 demiştir ancak bazı hallerde bu oranın aşılması, menfaatler noktasında arttırılabilir düşüncesini taşımaktayız.
Bu oranın üst sınırı noktasında ise kanun bize bazı yerlerde ipucu vermektedir. Örn. şirketin kendi paylarını iktisap edememesine ilişkin %10’luk bir sınır bulunmaktadır. Bu durum neticesinde esasında 456. maddeyi uygularken de şirket, halin ve şartın durumuna göre %10’a kadar esneme imkanına sahip olmalıdır. Bunun nedeni kanun koyucu zaten kendi paylarını %10’a kadar bazı şartlarda alabilmeye imkan vermektedir. Buna karşılık kanunda herhangi bir oran sayılmamıştır.
Sermaye arttırımında ilk şart taahhüt edilen sermayenin ödenmesidir. İkinci şart ise iç kaynaklardaki sermayeye konabilecek unsurların öncelikle sermayeye dönüştürülmesidir. TTK m.462 iç kaynaklardan sermaye arttırımı başlıklıdır ve bu bir zorunluluktur. Adaletli bir sistem için iç kaynaklardan arttırım olmak zorundadır. Bu şekilde yapılan arttırıma gratis paylar denilmektedir. Ticaret sicili, iç kaynaklardan arttırım ihtimali varken dış kaynaklardan yapılan arttırımları tescil etmemektedir.
C. Sermaye Sistemlerine İlişkin Durum
Sermayenin arttırılabilmesi için bilançonun hazır edilmesi gerekmektedir. Arttırımı esas sermayede sabit sermaye, kayıtlı sermaye ve şartlı sermaye sistemine göre değerlendirmek gerekmektedir. Bu doğrultuda 3 sermaye sistemi bulunmaktadır;
- Sabit sermaye,
- Kayıtlı sermaye,
- Şartlı sermaye.
Sabit sermaye sisteminde arttırma karar veren genel kuruldur. Kayıtlı sermaye sisteminde genel kuruldan yetkiyi yönetim kurulu almaktadır ve arttırım yetkisi ondadır. Şartlı sermaye sisteminde ise değiştirme hakkı verdiğimiz (tahvil) kimseler arttırıma karar verebilmektedir.
Bu şekilde karşımıza gelen sermaye sistemlerine ilişkin TTK m.456/2 uyarınca bunun genel kuruldan geçmesi gerekmesi gerekmektedir. Kayıtlı sermaye sisteminden daha ziyade sabit sermaye sistemi ülkemizde benimsendiği için genel olarak sermaye arttırımı kararına yetkili olan kurular, genel kurullardır.
TTK m.421/1’e göre sermaye arttırımı için genel kurulda temsil edilen payların çoğunluğunu elde etmek kafi olmaktadır.
Şirketler genel kurul kararı aldıktan sonra sermaye arttırımlarına ilişkin yapılması gereken şey 3 ay içerisinde sicile gitmektir. Eğer 3 ay içerisinde tescil işlemi gerçekleşmezse, ilgili genel kurul kararı geçersiz hale gelmektedir ve artık tescil edilememektedir. Bu 3 aylık sürede genel kuruldan yetki alındığı için artık bu yetki YK’ya geçmektedir. YK’nın bu gibi hallerde öncelikle dikkat etmesi gereken şey, rüçhan hakkı sınırlanmadığı taktirde, rüçhan hakkının kullanılabilmesi için ortaklara makul süre verilmelidir.
Bu süre içerisinde ortaklar rüçhan hakkını kullanıp kullanmayacağını YK’ya beyan etmektedir. Bütün bu beyanlardan sonra YK’nın bir beyan hazırlanması gerekmektedir. Bu beyanla birlikte TTK m.457 devreye girmektedir. Bu madde, beyanın nasıl olacağına ilişkindir.
Tüm bu aşamalardan sonra sicile başvurarak sermaye arttırımının tescil edilmesi gerekmektedir.
Uygulamada karşımıza farklı sermaye arttırımları da çıkmaktadır. İç kaynaklardan sermaye arttırımı bilinmektedir ancak bunun dışında da genel kurul sermaye arttırımı konusunda geniş yetkilere sahiptir. Örn. ayni sermaye konulabileceği gibi ortakların şirketten alacağının sermaye olarak konulması da söz konusu olabilmektedir. Bu şekilde sermaye arttırımları da olabilmektedir.
Sermaye arttırımlarında rüçhan haklarına riayet edilmelidir. Rüçhan öncelik hakkıdır. Örn. %25’lik pay sahibi olan pay sahibinin, sermaye arttırılması noktasında yeni oluşacak şirket sermayesi noktasında da payı %25 olarak korunmaktadır.
Sabit / Esas sermayede arttırım yetkisi genel kuruldadır. Burada anında ödeme yapıldığı için başka prosedüre gerek kalmamaktadır.
Kayıtlı sermaye sisteminde ve şartlı sermaye sisteminde arttırım yapabilmek için şirket esas sözleşmesinde bir hükme ihtiyaç vardır. Kayıtlı sermaye sisteminde sermayeyi arttırma yetkisine sahip olan genel kurul değil, yönetim kuruludur. Normalde YK kararlarına karşı iptal davası açılamamaktadır ancak burada YK, genel kurulun yetkilerini kullandığı için bu kararlara karşı iptal davası açılabilmektedir. Bu iptal davasını açmak için süre, tescil tarihinden itibaren 1 aydır.
Şartlı sermaye sisteminde ise esas sözleşmede bir hüküm bulunmalıdır. Burada arttırım yetkisi doğrudan değiştirme hakkını verdiğimiz kişiye aittir. Burada hakkı kullanan kişi, doğrudan doğruya değiştirme hakkının da sahibidir.
Kayıtlı sermaye sisteminde YK’nın değiştirme hakkına sahip olanların taleplerini karşılama imkanı daha kolaydır.
UYARIWeb sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı ÖzEr Avukatlık Bürosu’na aittir. Tüm içerik ve makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı ve zaman damgalıdır. Sitemizdeki içeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.




