İş Sözleşmesinin Sona Ermesinin Sonuçları
Evliliği Sona Erdiren Sebepler ve Boşanma
İş Sözleşmesinin Sona Ermesinin Sonuçları
Evliliği Sona Erdiren Sebepler ve Boşanma

Miras Sözleşmesi

A. Genel Olarak

TMK.m.503 uyarınca, miras sözleşmesi yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve ergin olmak, kısıtlı olmamak gerekmektedir. Kişinin tam fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Dikkat edilecek nokta ölüme bağlı tasarrufta bulunan kişinin bu şartları taşıması gerektiğidir. Tam fiil ehliyetine sahip olmayan kişiler yasal temsilcileri aracılığıyla bile miras sözleşmesi yapamazlar. Bu kişilerin yapmış oldukları miras sözleşmeleri iptal edilebilir nitelik taşımaktadır.

Eğer mirasbırakan karşısına bir taraf alarak bir sözleşme yapmayı uygun görüyorsa, iki taraflı hukuki bir işlemle karşı karşıya gelinmektedir. Yani bir tarafta mirasbırakanın kendisinin olduğu, diğer taraftaysa mirasbırakanın mirasçılarından birisinin bulunduğu bir sözleşme biçimi veya mirasçı olmasını istediği kişilerle yapılmış bir sözleşme tipi ortaya çıkmaktadır. Ortada bir vasiyetname söz konusu olsaydı tek taraflı bir irade beyanı söz konusu olacaktı ancak miras sözleşmesinde karşılıklı iki tarafın irade beyanının olması gerekmektedir. Dolayısıyla iki taraf irade beyanında bulunacak ve bu irade beyanlarıyla sözleşme kurulmuş hale gelecektir.  Dikkat edilecek nokta, iki taraflı hukuki işlem olması ve aynı zamanda yapılacak olan bu miras sözleşmesinin konusunun yine aynı şekilde vasiyetnamede olduğu gibi tereke üzerine olmasıdır.

B. Miras Sözleşmesi Türleri

Miras sözleşmeleri olumlu miras sözleşmeleri ve olumsuz miras sözleşmeleri olarak ikiye ayrılmaktadır.

Eğer miras sözleşmesi ile mirasbırakan bir kimseyi mirasçı atamakta veya onun lehine mal vasiyeti yapmaktaysa olumlu miras sözleşmesi söz konusu olmaktadır. Olumsuz miras sözleşmelerinde mirasbırakan ile mirasçısı arasında yapılmış olan bu sözleşmede, aslında miras payından mirasçının vazgeçmiş olması hali düzenlenmiştir. Esasında bu bir çeşit mirastan feragat sözleşmesidir. Miras sözleşmesi olumlu şekilde yapılırsa tıpkı vasiyetnamede olduğu gibi mirasbırakan bir mirasçı atayabilir veya belirli mal vasiyeti yapabilmektedir.

Vasiyetname ile işlemler yapılabilecekken neden miras sözleşmesine ihtiyaç duyulduğu noktasına da değinilmesi gerekmektedir. Bu sebeplerden bir tanesi işlemin iki taraflı olmasıdır. Hukukumuzda ortaklaşa vasiyetname kabul edilmemiştir. Bu açıdan iki tarafın da söz söylemek istediği durumlarda aynı ölüme bağlı tasarruf işlemi içerisinde bir arada hareket edebilmeleri sağlanmıştır. Vasiyetnameden dönme çok kolaydır ancak miras sözleşmesinde iki tarafın irade beyanı olduğu için miras sözleşmesi tarafları karşılıklı olarak tarafları bağlar ve tek taraflı olarak mirasbırakan miras sözleşmesinden dönemez. Buna karşılık vasiyetnameden her zaman tek taraflı olarak dönülebilmektedir.

Dikkat edilecek bir başka konu da miras sözleşmesiyle yalnız bir tarafın veya her iki tarafın ölüme bağlı tasarruf yapabilmesinin mümkün olmasıdır. Miras sözleşmesinde ortada bir mirasbırakan vardır bir de bunun karşısında sözleşme yaptığı mirasçısı bulunmaktadır. Sözleşmenin tek taraflı olmasından kastedilen mirasbırakanın borç altına girmesi durumunda  kendisinin ölümünden sonra hüküm ifade edecek bir söz söylemesidir. Yani mirasbırakan ölümüyle birlikte ortaya çıkabilecek durumlar hakkında söz söylemiştir, tasarrufu yapan mirasbırakanın kendisidir.

Mirasbırakan ile sözleşmenin diğer tarafı olan kişi eğer sağlar arası herhangi bir borç altına girmiyorsa ortada ivazsız miras sözleşmesi bulunmaktadır. Mirasbırakan vasiyetçi olarak, mirasçı atadığı veya lehine mal vasiyeti yaptığı kişi eğer sağlararası herhangi bir borç altına girmiyorsa, o zaman miras sözleşmesi tek taraflıdır ve ivazsızdır.  Bununla birlikte miras sözleşmesiyle ölüme bağlı tasarruf yapan kişi, vasiyetçiye karşı bir ivaz vermeyi ve onun lehine bir şeyi yapmayı taahhüt ettiği bir durum söz konusu olduğunda miras sözleşmesi ivazlı olmaktadır.

C. Miras Sözleşmesi Yapma Ehliyeti

MK m.503 uyarınca “Miras sözleşmesi yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve ergin olmak, kısıtlı bulunmamak gerekir “ hükmü yer almaktadır.

Miras sözleşmesi söz konusu olduğunda da tam fiil ehliyeti söz konusudur. Yani ayırt etme gücüne sahip olmak, ergin olmak ve kısıtlı olmamak gerekmektedir. Bu haller dışında genel olarak ölüme bağlı tasarrufta vekalet veya temsil söz konusu olmadığı için ehliyetsiz kimsenin yasal temsilcisi onun adına sözleşme yapmaya yetkili değildir. Ama ortada eğer bir kazandırıcı işlem söz konusuysa, sınırlı ehliyetsiz kişilerin yasal temsilcilerinin icazeti olmadan da bu işlemi yapmaları mümkündür.

D. Miras Sözleşmesinin Feshi

Her sözleşmenin feshedilmesi mümkün olduğu gibi miras sözleşmesinin de feshedilmesi mümkündür. Feshin ilk koşulu anlaşma ile fesihtir yani taraflar anlaşarak yapmış oldukları sözleşmeyi feshedebilirler.

MK.m.546 uyarınca “(1)Miras sözleşmesi, tarafların yazılı anlaşmasıyla her zaman ortadan kaldırılabilir. (2)Miras sözleşmesiyle mirasçı atanan veya kendisine belirli mal bırakılan kişinin, mirasbırakana karşı miras sözleşmesinin yapılmasından sonra mirasçılıktan çıkarma sebebi oluşturan davranışta bulunduğu ortaya çıkarsa; mirasbırakan, miras sözleşmesini tek taraflı olarak ortadan kaldırabilir “ hükmü yer almaktadır.

Feshin yazılı olarak yapılmış olması kural olarak yeterlidir. Ancak taraflar miras sözleşmesinde değişiklik yapmak istiyorlarsa bu sözleşmenin sona erdirilmesinden farklı bir durumdur. Miras sözleşmesinde yapılmak istenen değişiklik, yeniden miras sözleşmesi yapmak şeklinde olmalıdır. Bir de istisnai olarak, bunun bir sözleşme olması sebebiyle kural olarak tek tarafın miras sözleşmesinden dönmesinin söz konusu olamadığı hallerde, kanun tek taraflı dönmeye izin vermiştir. Tek taraflı fesih bazı hallerde mümkün olabilecektir ve tek taraflı feshin sebepleri şu şekildedir;

1- Vasiyetçi tek taraflı fesih hakkını miras sözleşmesinde saklı tutar.

2- Mirasçılıktan çıkarma sebebinin bulunması: Mirasbırakan ile mirasçısı bir sözleşme yapmışlar ancak daha sonra mirasbırakanın mirastan ıskatını gerektiren birtakım hallerin olduğu çıkmış olabilir. Böyle bir mirastan çıkartılmayı gerektiren bir durumda mirasbırakana mirası tek taraflı olarak feshetme hakkı tanınmaktadır. Vasiyetçi, mirastan çıkarma sebebinin varlığına dayanarak miras sözleşmesinden ancak ölüme bağlı tasarruf tiplerinden bir tanesini yaparak bunu gerçekleştirebilir. Ölüme bağlı tasarruflar tipleri de vasiyetname ve miras sözleşmesidir. Bu ikisinden birini yaparak miras sözleşmesinden dönülebilmektedir. Mirasçılıktan çıkarma haklı bir sebebe dayanmalıdır ve kanunda ıskat sebepleri tek tek sayılmıştır.

3- Edimin ifa edilmemesi ile fesih: En sık karşılaşılan örneği ölünceye kadar bakma edimidir. Eğer karşı taraf mirasbırakana bakmazsa sözleşme tek taraflı olarak feshedilebilecektir.

4- İrade sakatlığı halinin bulunması: Hata, hile ve korkutma hallerinde sözleşmeyi imzalayan taraf sözleşmeyi feshetme hakkına sahiptir. Hata ve hilenin öğrenilmesinden ve tehdidin ortadan kalmasından itibaren 1 yıllık süre bulunmaktadır.

5- Şekil eksikliği: Eğer miras sözleşmesinin düzenlenmesinde bir şekil eksikliği söz konusuysa, taraflar bunu hayattayken ileri sürebilecekleri gibi daha sonra mirasbırakanın vefatında da ilgili mirasçılar bu şekil eksikliğini öne sürerek miras sözleşmesinin feshedilmesini talep edebileceklerdir.

6- Ehliyetsizlik: Ehliyetsizlik, hukuki işlemlerin tamamında kesin hükümsüzlük sebebidir. Eğer vasiyetçi ayırt etme gücü yokken miras sözleşmesi yapmışsa, miras sözleşmesinin iptalinin talep ve dava edilmesi söz konusu olacaktır.

E. Miras Sözleşmesinin Kendiliğinden Hükümsüzlüğü

Miras sözleşmesinin bazı hallerde kendiliğinden hükümsüzlüğü söz konusu olmaktadır. Miras sözleşmesinin taraflarından birini teşkil eden ve bu sözleşmeyle mirasçı veya musaleh olarak tayin edilen kişinin vasiyetçiden önce ölmesi durumunda, miras sözleşmesi kendiliğinden hükümsüz olmaktadır.

Eşler arasında bir miras sözleşmesi akdedilmişse, onların boşanması veya evliliğin feshi miras sözleşmesini (sözleşmede aksine hüküm yoksa) kendiliğinden hükümsüz kılmaktadır. Muvazaalı olarak yapılan miras sözleşmeleri de batıldır.

F. Mirastan Feragat Sözleşmesi

MK m.528 uyarınca “Mirasbırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir. Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder. Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur.  “ hükmü yer almaktadır.

Mirastan feragat sözleşmesi mirasbırakan ile mirasçısı arasında yapılır. Temelinde miras payından feragat etmek, mirasçı sıfatını kazanmamak vardır. Dolayısıyla mirastan feragat sözleşmesi, mirasbırakan ile mirasçısı arasında yapılan mirasçının miras hakkından vazgeçtiği, feragat ettiği bir sözleşmedir.  Bu sözleşme, bir akit olması sebebiyle iki tarafı bulunmaktadır. Bir taraf miras bırakan, diğer taraf da mirasçıdır.

Dikkat edilecek bir nokta, mirastan feragat sözleşmesini öğreneceğimiz başka miras hukuku kavramlarıyla karıştırmamak gerektiğidir. Bunlardan ilki, mirasçının yapmış olduğu bu feragat sözleşmesini mirasbırakanla yapmış olması gerekir. Yani mirasçıların kendi aralarında yapmış oldukları sözleşmeler teknik anlamda mirastan feragat sözleşmesi değildir. Dolayısıyla mirasbırakanla mirasçısı arasında yapılmış olan sözleşmeye mirastan feragat sözleşmesi denir. Bu sözleşme mirasbırakan tarafından bakıldığında, ölümden sonra hüküm doğuracağı için nitelik itibariyle ölüme bağlı bir hukuki işlemdir. Mirasçı açısından bakıldığında ise sağlığında bu işlem gerçekleştiği için sağlar arası bir hukuki işlemdir.

Mirasbırakanla mirasçısı arasında yapılan sözleşmede mirasçı, miras hakkından feragat eder ve taraflardan bir tanesi mirasçı sıfatıyla yüklenmemeyi tercih eder. Ama bazen iki taraf açısından da söz konusu olabilir yani sözleşme iki taraflı olabilir. Bunun anlamı  iki taraf da karşılıklı olarak mirastan feragat edebilir. Özellikle karı koca arasındaki ilişkilerde, karşılıklı olarak tarafların her ikisinin de birbirlerinin ölümü halinde birbirlerinden olan miras paylarından feragat etmeleri söz konusu olabilir. Ancak genellikle mirasçı ile mirasbırakan arasında bir sözleşme yapılmaktadır.

Feragat sözleşmesi niteliği itibariyle bir olumsuz miras sözleşmesidir. Miras sözleşmeleri resmi vasiyetname şeklinde yapılır. Dolayısıyla mirastan feragat sözleşmesi de resmi vasiyetname şeklinde yapılmaktadır.

Mirasçının miras hakkından feragat etmesi yani kendisinin mirasçı olmamasını kabul etmesi bazen bir bedel karşılığında da olabilir. Bazen de bedele konu olmadan miras hakkından feragat edilebilir. Bu bakımdan mirastan feragat sözleşmesi kendi içerisinde ivazlı feragat sözleşmesi veya ivazsız feragat sözleşmesi olarak ikiye ayrılmaktadır.

Mirasçı, mirasbırakandan miras payını alma konusunda yapmış olduğu bu feragatte eğer herhangi bir bedel almaksızın bu payından feragat ettiğini söylüyorsa bu ivazsız feragat sözleşmesidir. Ancak, mirasçı bir bedel karşılığında miras payından feragat edeceğini söylerse ivazlı feragat sözleşmesi söz konusu olmaktadır.

Miras sözleşmesi olması hasebiyle bu sözleşme niteliği itibariyle bir ölüme bağlı tasarruftu ve mirasbırakanın ölümü anında hüküm ifade edecektir. Aslında buradaki mirasçı saklı paylı mirasçıdır. Hukukumuzda yasal mirasçı dışında mirasbırakanın kendi iradesiyle ölüme bağlı tasarruf yapma imkanı vardır. Saklı paylı mirasçıların saklı paylarını almaları kanun gereği emredici kuraldır. Böyle bir durumda saklı paylı mirasçılar saklı paylarını aldıktan sonra geri kalan tereke üzerinde mirasbırakan serbestçe tasarruf edebilmektedir. Bu noktada karşımıza mirastan feragat sözleşmesinin mantığı çıkmaktadır. Burada aslında mirasbırakan sadece saklı paylı mirasçılarını pay dışına çıkarabilmektedir.

Bir diğer nokta mirastan feragat sözleşmesi ile mirasın reddi farklı kavramlardır. Mirasın reddi, mirasbırakanın ölümü anında mirasçıların kendilerine bırakılmış olan gerek belirli mal vasiyetini, gerekse yasal mirasçı olarak kendilerine bırakılmış olan şeyi kabul etmemeleridir. Bu konuda mirasçının da söz söyleme hakkı vardır. Bu bakımdan feragat sözleşmesinden en büyük farkı, feragat sözleşmesinde mirasçı miras payından feragat ettiğini mirasbırakanın yüzüne söylerken, mirasın reddinde mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçılar söz söylemesidir. Mirastan feragat sözleşmesinin hükümlerine baktığımızda, miras payından vazgeçen mirasçı, mirasçılık sıfatını yitirir artık mirasçı olmaz. Mirasbırakanın ölümünde artık onun mirasçısı olarak bu haktan yararlanamamaktadır.

UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı ÖzEr Avukatlık Bürosu’na aittir. Tüm içerik ve makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı ve zaman damgalıdır. Sitemizdeki içeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.