
Kira Sözleşmesi

Zilyetliğin Devri ve Türleri
Eşya hukukunda basit ve birleşik eşya kavramları yer almaktadır. Basit eşya, örneğin sayfa, kağıt gibi. Birleşik eşya ise, birden çok yalın eşyadan meydana gelmiş ancak kendisini meydana getiren yalın eşyadan ayrı bir varlığı olan eşyadır. Örneğin gözlük, bina vs.
Birleşik eşya kendi içerisinde 3 tane parça barındırmaktadır;
1- Asıl şey: Ev, otel gibi bütünlüğü oluşturan ana unsura denilmektedir.
2- Bütünleyici Parça
3- Eklenti
Bütünleyici Parça
Bütünleyici parça TMK m. 684 ve 685’de düzenlenmektedir. “Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur” hükmü malik olunan şeyin mülkiyetini birbirden ayrılmayacağını, bütünleyici parçasına da malik olduğunu ifade etmektedir.
TMK m.684 f.2 uyarınca, “Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır” hükmü bütünleyici parçanın tanımını düzenlemektedir. İlgili madde hükmünden bütünleyici parçanın 3 unsurunu sıralayabilmek mümkündür. Buna göre;
1- Asıl şeyle arasında fiziki bağlılık,
2- Ekonomik bağlılık,
3- Fiziki ve ekonomik bağlılık, yerel adetlere uygun görünümlü olmalıdır.
Bu 3 koşulun dışında, kanunen bütünleyici parça sayılmış ve isitisna teşkil eden iki durum söz konusudur:
1- TMK m.718 f.2 uyarınca, “Bu mülkiyetin kapsamına..” hükmü gereği bir çıkarımda bulunacak olursak; asıl parçanın maliki olan bütünleyici parçanın da maliki olduğuna göre, arazinin maliki onun üzerindeki yapıların ve üzerine dikilen bitkilerinde malikidir, sahibidir.
2- TMK m.685 f.1 uyarınca, “ Bir şeyin maliki onun ürünlerinin de sahibi olur “ demektedir. Arazimizde ürün veren bir ağaç varsa, araziye malik olan onun üzerindeki bitkilere de malik olmaktadır. Hayvandan çıkan üründe de aynı durum geçerli olacaktır.
Bu kuralında bir istisnası bulunmaktadır. Yani istisnanın istisnası söz konusudur.
TMK m.718 f.2’nin Bütünleyici parça kuralının 3 istisnası;
1- Üst Hakkı ( TMK m.726)
2- Mecra Hakkı (TMK m.727)
3- Taşkın Yapı (TMK m.725)
Üst hakkı, normalde bir arazinin üzerindeki yapılar bütünleyici parça kuralı gereği, o arazinin maliki kimse ona aittir. TMK m. 726 uyarınca, “Bir üst irtifakına dayalı olarak başkasına ait bir arazinin altında veya üstünde sürekli kalmak üzere inşa edilen yapıların mülkiyeti, irtifak hakkı sahibine ait olur” demektedir. Bu madde hükmüne göre, bütünleyici parça kuralından ayrılmaktadır. Üst hakkında arazi malikinin değil, üst hakkı sahibinindir. Yalnız üst hakkı süresince malikidir.
Mecra irtifakı, elektrik, doğal gaz, petrol gibi şeylerin nakli için yapılan altyapılara mecra denilmektedir. Mecra başkasının arazisine ancak irtifak hakkı ile kurulabilmektedir. Mecranın mülkiyeti, döşeyen işletmeye aittir. Aksi halde evinizin altında geçen borunun zararını sizin karşılamanız gerekirdi. Ancak doğalgaz borusu evinize girdiği an artık evin bütünleyici parçası yani sizin malınız kabul edilmektedir.
Taşkın yapı, TMK.725/1 uyarınca, “Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmazın bütünleyici parçası olur” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre, herkes kendi arsası sınırları üzerinde yapısını yapabilmektedir. Bitişik nizam halinde hatta yapıların yan yana gelmesi de mümkündür. İşte böyle bir durumda yapı ya da saçakları komşu parsele taşması durumunda taşkın yapı söz konusu olacaktır. Normalde bu bir kaçak yapıdır ve imar kanununa göre ne kadarının yapıldığına bakılmaksızın derhal yıktırılması gerekmektedir. Ancak oturum belgesinin alınması ve yapının sonradan ortaya çıkması ihtimalinde, bir irtifak hakkıyla bunu sağlamak mümkündür. Genelde burada birleşme tavsiye edilmektedir fakat imar mevzuatına göre ifraz mümkün değilse, para karşılığında anlaşma yapılabilmektedir. Bu anlaşmayı sözleşmeyle değilde irtifak hakkını tescil ettirme yoluna başvurmamız sorunun çözülmesi adına isabetli olacaktır.
TMK.725/2 uyarınca “…zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyiniyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir” hükmü hata ile yapıldığında nasıl bir çözüm yolu izleyeceğimizi göstermektedir. Bu hükme göre iki seçenek bulunmaktadır:
(i) Arazinin bölünmesi mümkündür TMK m.1000 gereği, ancak imar planı bu bölünmeye izin vermeyebilir. Bu taşınmaz mülkiyetinin kanundan doğan kısıtlamalarından biridir. Bu durumda durum ve koşullar arazinin ifrazını haklı göstermemektedir. Buradaki talep TMK m.716’ya dayalıdır.
(ii) Bölünmeyi sağlayamadığımızda da ikinci bir yol olarak, irtifak hakkının kurulmasını talep etmek gerekmektedir.
Bütünleyici parçaya ilişkin diğer bir hüküm
TMK m.729 f.1 uyarınca, “Bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine ya da kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır” hükmü düzenlenmiştir. Örneğin satılmak maksadıyla dikilen fidanların kök salması neticesinde bütünleyici parça olacaktır. Böylelikle taşınır yapılara ilişkin hükümlerde uygulama alanı bulacaktır.
Kaynaklar
Yeraltı suları devletindir. Kendiliğinden ya da insan emeğiyle yeryüzüne çıktığı nokta kaynaktır. Kaynak bütünleyici parça kuralının istisnası değildir. Kaynaktan yararlanan kişi malik olmamakta, sadece yararlanmış olmaktadır.
Eklenti
Eklenti, TMK m.686’da düzenlenmektedir. TMK m.686 f.1 uyarınca “Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe onun eklentisini de kapsar” hükmü yer almaktadır.
Eklenti asıl şeyden bağımsız tutulabilmektedir. Hüküm maddesinde aksi belirtilmedikçe ibaresi yer aldığından dolayı, asıl şey devredildiği sırada eklentinin bu devre dahil olup olmayacağını kararlaştırılabileceği anlamı çıkmaktadır.
TMK m.686 f.2 uyarınca “Eklenti, asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır“ hükmü düzenlenmiştir. İlgili madde hükmünden yola çıkarak;
Taşınmaz eklenti olamaz, sadece taşınırlar eklenti olabilmektedir.
Eklentinin iki unsuru bulunmaktadır;
1- Dış Bağlantı: Asıl şeyin ekonomik amacına özgülenen taşınır malın eklenti niteliğini kazanabilmesi ve sözü geçen özgülemenin iki şey arasındaki maddi bir bağlantı ile dışa karşı belirli hale gelmesi için, asıl şey ile dış bağlantı bulunması, eklentinin asıl şeye bağlı kılınması gerekmektedir.
2- İç Bağlantı: Eşyalardan birisi diğerinin “…işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması …” hükmüne ilişkin olarak, örneğin fabrikadaki kullanılan makinalar o fabrikanın eklentisidir. Keza oteldeki mobilyalar, gözlüğün kabı vs.
UYARI
Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı ÖzEr Avukatlık Bürosu’na aittir. Tüm içerik ve makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı ve zaman damgalıdır. Sitemizdeki içeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.




