Aile ve Kişiler Hukuku
Anonim Şirketlerin Tescil ve İlanı
Aile ve Kişiler Hukuku
Anonim Şirketlerin Tescil ve İlanı

Adi Ortaklığın Yönetimi

Ortaklığa ilişkin kararlar aksine bir düzenleme yoksa oybirliği ile alınmalıdır. Bu doğrultuda BK m.624/1 uyarınca “Ortaklığın kararları, bütün ortakların oybirliğiyle alınır “ hükmü yer almaktadır.

BK m.625/1 uyarınca “ Yönetim, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir “ hükmü yer almaktadır.

Adi ortaklıkta hiçbir karar alınmadıysa herkes yönetici olmaktadır. Ancak genel olarak benimsenmesi gereken nokta, yöneticilerin belli başlı noktalar ve dağılımlarla sözleşmeyle benimsenmesidir. Öyle ki herkesin şirkette müdür ya da aynı görevlerde olması işleyişin doğru şekilde yürümemesine sebep olabilecektir. Bu kapsamda taraflar sözleşmede aksi bir şey belirtmemişlerse, herkes müdür ve herkes yönetme yetkisine sahip olacaktır.

Yönetimin atanması noktasında üç farklı yöntem bulunmaktadır;

  1. Sözleşmede aksi yönde bir şey yoksa ve herhangi bir şey yazılmamışsa herkes yöneticidir. Şirketler hukuka geldiğimiz noktada ise burada mutlaka bir yöneticinin esas sözleşmeye yazılması gerekmektedir
  • Ortaklar kararıyla atama mümkündür. Ancak burada ortaklık sözleşmesi ile bir yönetici atanırsa yöneticinin değiştirilebilmesi için de oybirliğine ihtiyaç duyulacaktır. Bunun nedeni ortaklık sözleşmesinin değişecek olmasıdır ve sözleşme değişeceği için de tüm ortakların muvaffakat etmesi gerekmektedir.
  • Ortaklar sözleşmesi hükümleri doğrultusunda ve BK m.625/2 uyarınca “Ortaklık, ortakların tümü veya birkaçı tarafından yönetilmekte ise, bunlardan her biri, diğerleri katılmaksızın işlem yapabilir; ancak ortaklığı yönetmeye yetkili olan her ortak, tamamlanmasından önce işleme itiraz etmek suretiyle, bu işlemin yapılmasını engelleyebilir “ hükmü yer almaktadır. Burada yapılan işlemin diğer ortak tarafından onay verilmemisi halinde yönetim yetkisi kullanılamaz hale gelmektedir.

BK m.625/3 uyarınca “ Ortaklığa genel yetkili bir temsilci atanması ve ortaklığın olağan dışı işlerinin yürütülmesi için, bütün ortakların oybirliği gereklidir. Ancak, gecikmesinde sakınca olan hâllerde, bu konuda yönetici ortaklardan her biri yetkilidir “ hükmü yer almaktadır.

Yönetim yetkisinin sınırları noktasında çeşitli çözümler bulunmaktadır. Kollektif ortaklıklarda olağan ve olağanüstü işlemler şeklinde bir ayrım vardır. Yönetim ve şirket arasındaki ilişki vekalet ilişkisidir. Kollektif ortaklıklardaki yönetim kurulu üyeleri ile ortaklık arasındaki sınırları, şirketin olağan işlemleri teşkil etmektedir.

Yöneticiler şirketin mutat işlemlerini yapabilmektedirler. Vekalette vekil, vekil edenle yine vekil edildiği konularla ilgili işlemleri yapabilmektedirler. Ancak her ikisinde de tahkim, taşınmaz satışı gibi hususlar için mutlaka özel yetki alınmalıdır. İster vekalet isterse TTK uyarınca şirketin taşınmazları, kambiyo senetleri gibi işlemler için vekil edenden ya da şirketten hangi görüş kabul edilirse edilsin özel yetki zaruridir.

Buna karşılık adi ortaklığın işletilmesinde her iki görüşünde biraz dışına çıkılması gerekmektedir. Kanaatimizce bir şirketin işletilmesi için müdür ya da yöneticinin bir kambiyo senedini ya da bonoyu imzalayamayaksa, şirketi efektif şekilde yönetmesi bu mümkün olmayacaktır.  Bu doğrultuda iki ana kıstastan hareket edilmektedir;

Şirketin olağan işlemleri

Mutat işlemlerle ilgili her türlü işlemi yönetici yapmaya yetkilidir. Şirketin olağan işlemlerini ise şirketin faaliyet konusu belirlemektedir. Şirketin faaliyet konusu örn. inşaatsa, gayrimenkul alıp satabilecektir. Adi ortaklığın yöneticisi şirketin bono, poliçe, çek’lerini imzalayabilmelidir. Aksi taktirde adi ortaklığın yöneticisi için yönetim imkansız hale gelecektir.

Olağanüstü işlemler

Bir yönetici, şirketin faaliyet konusu dışında bir işlem yapmışsa ya da itiraz edilmesine rağmen işleme devam etmişse, burada yetkisiz temsil hükümleri işlemeye başlayacaktır. Bu işlemin diğer ortakları da bağlayabilmesi için mutlaka şirketin ayrıca bunu kabul etmesi gerekmektedir.

İtiraza rağmen ilgili işlemlerin ortaklık adına yapılması noktasında yetkisiz temsil hükümleri otomatik olarak devreye girmektedir ve bu işlemlerden diğer ortaklar sorumlu olmamaktadır. Bu durumda ilgili karar şirketi ve diğer ortakları bağlamayacaktır.

Yöneticinin yapmış olduğu faaliyetler sonucunda bir sonucunda bir ücret talep edebilmesi için sözleşmede ya da ortaklar kurulu kararında bu durum ayrıca kararlaştırılmalıdır. Ancak BK m.627/3’deki hüküm esasında yönetici olmayan ortağı da hakkaniyet gereği kapsamaktadır. Bu madde uyarınca “Yükümlü olmadığı hâlde ortaklık işleri için emek sarfetmiş olan bir ortak, hakkaniyetin gerektirdiği bir karşılık ödenmesini isteyebilir “ hükmü yer almaktadır. Kanaatimizce kişi bundan faydalanabilmelidir.

Kural olarak yükümlü olmadığı daha doğrusu şirketi yönetmekle görevli olan bir kişinin ücret hakkı, mutlaka sözleşme ya da ortaklar kurulunca kararlaştırılması gerekmektedir. Ancak yönetici için böyle bir şey kararlaştırılmamışsa, istisnai durumlarda hakkaniyet gerektiren durumlarda BK m.627/3 uyarınca yönetici ortağında bu imkandan yararlanması gerektiği düşüncesindeyiz. Burada kişi çabanın da ötesinde bir şeyler yapmışsa, maddede ki yükümlü olması kavramından hareket ederek bu kişiye de bir ücret verilebilmelidir.

Esasında yöneticiler için sözleşmede bir şey yazması gerekmektedir ya da ortakların kararlaştırması gerekmektedir. Aksi taktirde kişi şirketi yönetiyor diye kararlaştırılmadıysa ücret de talep edemeyecektir. Bunu talep etse bile bu talep, diğer ortakları bağlamayacaktır. Yönetici zaten şirketi yönetmekle görevlidir ve o kendi yükümlü olduğu işi yapmalıdır. Bu konudaki düşüncemize göre yöneticinin bundan faydalanması gerekmektedir. Aksi taktirde hep ortalama yöneticilere mahkum kalınacağını düşüncesindeyiz. Bu bağlamda hakkaniyet gereği bir ortak şirket adına nasıl bir şeyler yapmışsa ve ücret isteyebiliyorsa, çok başarılı bir yönetici de başardığı büyük işler noktasında bir ücret talep edebilmelidir. Burada 627. maddenin genişletilerek bu sonuca ulaşılabileceği kanaatindeyiz.

UYARI: Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı ÖzEr Avukatlık Bürosu’na aittir. Tüm içerik ve makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı ve zaman damgalıdır. Sitemizdeki içeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.