
Adi Ortaklığın Yönetimi

Cari Hesap Sözleşmesi
Şirketin tescil ve ilanına ilişkin düzenleme TTK m.354’de yer almaktadır. Burada tartışılan konulardan birisi, şirket esas sözleşmesinin noterde ya da sicilde imzalanması noktasında şirketin esasında bu noktada kurulmuş sayılması durumydur. Burada anonim esasında şirket kurulmuştur ancak şirketin tüzel kişilik kazanmasıyla kanunun “ön şirket” adını verdiği şirketin kurulması ise farklı zamanlarda gerçekleşmektedir.
Esas sözleşmenin imzalanıp şirketin kurulmuş sayılmasıyla kanunumuz şirketin kurulduğunu kabul etmektedir. Ancak şirketin tüzel kişilik kazanması hükmüne geçildiği zaman, TTK m.356 uyarınca şirketin tescille tüzel kişilik kazanacağına dair hüküm bulunmaktadır. Esasında doktrinde ilginç olarak var olan, buna karşın uygulamada olmayan ön şirket kavramı Almanya’dan alınmıştır. Burada taraflar esas sözleşmeyi imzaladıktan sonra ön anonim şirket kurulmuştur denilmektedir. Bu hükmün amacı, Almanya’da şirketlerin kurulmasının çok uzun sürmesi ve kuruluş aşamasında boşluk kalmaması için ön şirket adı verilen bir hükme sevkedilmedir. Kurucular şirket sözleşmesini imzaladıkları zaman şirket kurulmuş olmaktadır dolayısıyla burada kurulan şirket ön anonim şirket olarak kurulmuştur denilmektedir.
Hukuk sistemimizde şirketin nasıl temsil edileceği, nasıl sevk edileceği düzenlenmemiştir. Biz bu hükmü BK m.620/2 uyarınca yeri olan torba hükme göre, ticaret şirketlerinin vasıflarına haiz olmayan bir şirket adi şirket sayılır hükmüne göre yorumlamaktayız. Bu doğrultuda yapacağımız şey ön anonim şirket olarak adlandırılan bu şirkete, adi şirket hükümlerine göre muamele edeceğimizdir.
Şirketin tüzel kişilik kazanması tescille olmaktadır. Tescil, bütün ticaret şirketlerinde olduğu gibi anonim şirketler içinde kurucu unsurdur ve şirket bu şekilde tüzel kişilik kazanmaktadır. TTK m.356 şirketin tescille tüzel kişilik kazanacağını belirtmektedir.
354. madde 30 gün içerisinde tescil ve ilan süresinden bahsetmektedir. Bu sürenin geçmesi durumunda esasında sicil onay vermemektedir ancak ticaret sicili burada herhangi bir değişiklik olmadığını, bir gecikme olduğunu ya da istenmeyen nedenlerden dolayı olduğuna kaanat getirirse işleme uygunluk verebilmektedir. Bu 30 günlük süre hak düşürücü nitelikte değildir.
Şirketin tüzel kişilik kazanmasından önce yapılan işlemlerden dolayı sorumluluk, TTK m.355/2 hükmü uyarınca düzenlenmektedir. Burada şirket kurulduktan sonra tescil ve ilandan sonra 3 ay içerisinde şirket, ilgili işlemin şirketle ilgili olduğunu belirtip kararda almışsa, bu durumda sorumluluk şirkete intikal etmektedir ve şahsi sorumluluk ortadan kalkmaktadır.
Kanunda “kurucu” denilen bir kavram bulunmaktadır ve bu kavram TTK m.337’de geçmektedir. Kanun koyucunun şirket ortağı ve şirket kurucusunu bu bağlamda ayırmasının altında iki önemli gerekçe bulunmaktadır;
İlk olarak bazı şirketlerde kurucu önemli bir unsurdur. Örn. bankalar, sigorta şirketleri kurucuları bazı özel niteliklere haiz olmalıdır.
İkinci olarak sorumluluk bakımından bu ayrım önemlidir. Kurucuların kanuna karşı ve yine sermayeye yanlış değer biçmelerinden dolayı bir sorumluluk söz konusudur. Anonim şirketler kural olarak pay sahiplerinin sorumluluğundan bahsetmemektedir ancak bunun istisnalarından birisi, kurucu pay sahiplerinin sorumluluğudur. Sermayenin yanlış, yalan ya da hatalı olması durumlarında kurucunun sorumluluğu ortaya çıkmaktadır.
Anonim ortaklığın feshiyle ilgili TTK m.353 hükmü bulunmaktadır. Bu maddenin evvelinde eski TTK’da 299. madde hükmü bulunmaktadır. Bu maddede “şirketin kurulmamış sayılması davası” diye bir dava türü bulunmaktadır. Bu madde uyarınca 3 ay içerisinde şirket kurulmamıştır gerekçesiyle eski uygulamada davalar açılmaktadır. Bu hüküm doğrultusunda şirket kurulmasına, işlevini sürdürmesine rağmen bir dava açılarak ilgili şirket hiç kurulmamış diye kararlar çıkmaktaydı ve o güne karar yapılan işlemler ne olacak düşüncesiyle bu madde hükmü sorgulanmaya başlanmıştır. Hukukta aynı zamanda işlem güvenliği denen bir kavram vardır. Yani ticaret sicili ile geçerli olarak kurulmuş bir şirketin olduğuna inanılmaktadır ve bu minvalde eski madde hükmü zamanında eleştiri konusu olmuştur. Öyle ki yapılan sözleşmelerin ve gerçekleştirilen işlerin akibetinin varlığı, geçmişte sıkıntılı durumlar oluşmasına neden olmuştur.
Bu madde KHK ile sonradan kaldırılmasına rağmen yerine başka bir düzenleme gelmediği için işler daha da karışmıştır. KHK sonrasında butlan davaları açılmaya başlanmıştır ve bu butlan davalarıyla sorun daha büyümüştür. Bunun nedeni butlan davalarında sürenin 10 yıl kadar geriye gidebilmesidir.
Yeni TTK m.353, eski kanunun eksik ve açık hükümlerini gidermek amacıyla getirilmiştir. Anonim şirketin butlanına ya da yokluğuna bu madde uyarınca karar verilememektedir. Şirket ticaret sicilinden bir kez geçtikten sonra bu şirket tüzel kişilik kazanmaktadır. Bu madde uyarınca anonim şirketin kurulmamış sayılması ya da batıl olduğuna ilişkin hükümler kaldırılmıştır.
Bu madde uyarınca açılan fesih davası 3 aylık sürede şirketin tescil ve ilanından sonra açılabilmektedir. Şirket gerçekten çok ciddi anlamda hukuka aykırılıklar, alacaklar, kamunun zararı görmesi gibi durumlara neden olsada, yine de ilgili şirketin feshini isteyebilmek için 3 aylık süre öngörülmüştür.
Fesih ileriye etkilidir. 3 ay içerisinde anonim şirket olarak o güne kadar hangi işlemler yapıldıysa şirket yüküm altında olacak ve muhatap olarak ilgili şirket sorumlu olacaktır.
UYARIWeb sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı ÖzEr Avukatlık Bürosu’na aittir. Tüm içerik ve makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı ve zaman damgalıdır. Sitemizdeki içeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.




