
Cari Hesap Sözleşmesi

Genel Kurul Kararlarının Geçersizliği
Denetimi incelerken ilk olarak şu ayrıma gitmek mümkündür;
- Geniş anlamlı denetim: Şirketin iradesini sınırlayan her şey bu kapsamda olabilmektedir ve teknik anlamda bir denetim değildir. Çoğunluğun iradesini kısıtlayan ya sınırlayan her şey teknik anlamda denetim değildir. Bu sebeple esas olan dar anlamlı denetimdir.
- Dar anlamlı denetim: Konusunda uzmanlaşmış, şirket dışından, tarafsız ve bağımız uzmanların belirli dönemlerde şirketi denetlemesidir. Esasında uygulama açısından denetim deyince anlaşılması gereken, dar anlamlı denetimdir.
Denetim türleri açısından da bir başka ayrıma gitmek gerekmektedir;
- İç denetim: Yeni TTK ile iç denetim artık uygulama alanı bulmamaktadır. İç denetim genel kurulun seçtiği kişilerin şirketi içten denetlemesidir. Bu denetim anlayışı bağımsız ve tarasız olmadığı için etkili olamamıştır.
- Dış denetim: Bu denetim türü aynı zamanda dar anlamlı denetim türüdür ve kendi içerisinde 3 gruba ayrılmaktadır;
1- Devlet Tarafından Yapılan Denetim
Esasında bu denetim Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan denetimdir. Bakanlık vergi, istihdam gibi konular söz konusu olduğu için şirketleri denetlemektedir. Bu yönde 640 sayılı KHK bakanlığa denetim yetkisi vermektedir.
TTK m.210 uyarınca da denetleme yetkisi verilmektedir. Bazı anonim şirketlerin kurulması ve esas sözleşme değişkliği onayları da bakanlık iznine tabidir. Bu şirketlerin neler oldukları 2012 tarihli “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutara Yükseltmelerine ve Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ “ uyarınca düzenleme bulunmaktadır. Bu şirketler kurulurken izne tabidir ve her esas sözleşme değişikliği içinde bakanlık izni gereklidir.
Bu denetim yetkisi önemli bir yetkidir ve bakanlığın bu noktada fesih davası açma hakkı da vardır. Bu kapsamda TTK m.210/3 uyarınca işin tespit edilmesinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bu davayı açmaktadır. Bu davanın sebepleri arasında, kamu düzenine ve işletme konusuna aykırı işlemler veya bu yönde hazırlıklar ya da muvazaalı işlemler gelmektedir.
TTK m.210/3 uyarınca, bakanlık kuruluştan kaynaklı sebeplerden dolayı fesih davasını açabilmektedir. Kuruluşla ilgili bir takım usulsüzlüklerin olması ihtimaline karşın, kanun koyucu bu hükmü ortaya koymuştur.
TTK m.530 uyarınca, organ yokluğu sebebiyle fesih düzenlenmektedir. Genel kurul ve yönetim kurulu olarak iki zorunlu organ bulunmaktadır ve uygulamada genel olarak YK’nın toplanamamasından dolayı bakanlık müdahale etmektedir ve şirketin feshini isteyebilmektedir.
2- Bağımsız Denetim
TTK m.397 vd. maddelerinde düzenleme bulmaktadır ve bu bir dış denetimdir. Burada bağımsız denetçi gerçek kişi olmak zorunda değildir. Şirket halinde ilgili denetim firmaları gelip denetim işlemlerini gerçekleştirebilmektedirler. Denetimin konusu esasında mali denetimdir ve burada konsolide finansal tablolar denetlenmektedir.
Bir başka denetime tabi belge, yönetim kurulunun faaliyet raporudur ve özellikle mali kısımlara yöneliktir. Bağımsız denetim zorunlu bir denetimdir ve her faaliyet döneminde mutlaka gerçekleştirilmelidir. Her faaliyet döneminde şirketin denetlenmesi gerekmektedir. Faaliyet dönemi denilince 1 Ocak – 31 Aralık arası 1 faaliyet döneminin anlaşılması gerekmektedir.
Bağımsız denetçiler, faaliyet dönemi bitiminden itibaren 4.ayın sonuna kadar genel kurul tarafından seçilmek zorundadır. Burada 4.aydan kastımız 30 Nisan tarihidir. Genel kurulun ise faaliyet döneminin 3.ayının sonuna kadar yapılması beklenmektedir ve bu tarihte 31 Marttır.
TTK m.515 uyarınca dürüst resim ilkesi vardır ve denetimlerin, dürüst resim ilkesine uygun bir biçimde yapılması gerekmektedir.
3- Özel Denetim
Denetim deninince aklımıza gelen şey esasında bağımsız denetimdir. Bağımsız denetimler düzenlidir, süreklidir, zorunludur ve işinde uzman olan kişiler her şeyi denetleyerek ortaya bir rapor koymaktadırlar.
Bazı hallerde özel denetim devreye girmektedir. Pay sahipleri şüpheli gördükleri bazı hususlarla ilgili olarak bilgi alma ve inceleme haklarını da kullandıktan sonra, ilgili hususların açıklığa kavuşması için mahkemeye başvurabilmektedirler ve özel denetçi atanmasını talep edebilmektedirler.
Özel denetim istisnadır ve anidir. Ani denetim, bir noktaya ilişkin hususları ortaya çıkartmaktadır. Burada tüm bilgi ve belgeler sıfırdan ortaya dökülmemektedir. Burada spesifik noktalara temas edilmektedir. Bu duruma ilişkin ilgili düzenleme TTK m.438 vd. maddelerinde yer almaktadır. Burada öncelikle genel kuruldan özel denetçi talebinde bulunulması gerekmektedir. Genel kurulun bu talebi reddetmesi dahilinde 30 gün içerisinde şirket merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi atanması talep edilmektedir.
Mahkeme tüm süreç boyunca özel denetçi atarsa, özel denetçi spesifik incelemeleri yapmaktadır. Tıpkı bağımsız denetçide olduğu gibi özel denetçinin de bilgi alma ve inceleme hakkı bulunmaktadır. YK bu doğrultuda özel denetçiye tüm imkanları sağlamak zorundadır.
Son noktada özel denetçi şirket sırlarını da korurayarak mahkemeye ayrıntılı bir rapor sunmaktadır. Özel denetçi burada şirket sırlarına vakıf olur ancak şirket sırlarını rapora yansıtmaması gerekmektedir. Bunun sebebi, bu raporun son tahlilde genel kurula yansıyacak olması ve diğer pay sahipleri de bu raporu görecek olmasıdır.
Mahkeme bu noktada bir ayıklama yaparak, ticari sır olup olmadığını süzgeçten geçirerek raporu nihai hale getirir ve bu raporu YK’ya sunmaktadır. Sonrasında YK da bu raporu genel kurula sunmaktadır. Her pay sahibinin ilgili raporun bir suretini, 1 yıl içerisinde alma hakkı da bulunmaktadır.
Denetçilerin Sorumluluğu
Bu sorumluluk esasında bağımsız ve özel denetçilerin sorumluluğudur. Denetçinin yazdığı rapor, özen ve sır saklama yükümlülüğüne aykırı olmamalıdır. İlgili düzenlemeler TTK m.554’de yer almaktadır.
Bu madde uyarınca, denetçilerin sorumlu olduğu noktalar dahilinde denetçilere dava açılabilmektedir. Hem pay sahipleri hem de alacaklılar bu davayı açabilmektedirler. Bu dava bağımsız ya da özel denetçilere karşı açılmaktadır.
Alacaklılar ya da pay sahiplerinin, denetçinin kamu görevini yerine getirmediği bahsiyle ilgili durumu ispat etmeleri gerekmektedir. Kanuni görevlerin başında da özen yükümlülüğü ve sır saklama yükümlülükleri gelmektedir. Buradaki zamanaşımı süresi 2 ve 5 yıllık sürelerdir. Sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde bu süre 5 yıldır. Dava şirket merkezinin olduğu asliye ticaret mahkemesidir.
TTK m.404/2 uyarınca her bir denetim için tazminat miktarı belirlenmiştir ve burada yüzbin ile üçyüzbin rakamları belirtilmiştir.
UYARI
Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı ÖzEr Avukatlık Bürosu’na aittir. Tüm içerik ve makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı ve zaman damgalıdır. Sitemizdeki içeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.




