Sermaye Azaltımı
Ticari Defterler
Sermaye Azaltımı
Ticari Defterler

Taşınır Rehni

A. Genel Olarak

6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanununun çıkartılma amacı tamamen ticari hayatın ihtiyacı noktasıdır. Şayet bu kanun çıkartılmasaydı Borçlar Kanunu ve Eşya Hukukundaki temel kanunlara gidilmek zorunluluğu hasıl olacaktı ve ticari hayatın sürekliliği noktasında sıkıntılar söz konusu olabilecekti.

Kanunun amacı ilk olarak teslimsiz rehin sistemini getirmek ve ikinci amacı da alacaklının haklarını yeteri kadar güvence altına almaktır. Üçüncüsü durumsa, rehne konu taşınırların kapsamı genişletilmektir. Eski kanunda işyeri bir bütün olarak rehin edilebilmekteyken yeni kanunda, işletmenin içinde bulunan münferit malvarlığı unsurlarında da rehin tesis edilebilmek mümkün hale gelmektedir. Dördüncü unsur, taşınır rehninde aleniyet sağlanmaktadır. Aleniyet temel ilkelerden bir tanesidir. Rehin tesis edildiğinin herkes tarafından kolayca bilinilirliğini sağlanmalıdır. Bunun nedeni, herkes taşınır eşya üzerinde rehin tesis edildiğini bilirse, ilgili mal el değiştirmiş olsa bile devralan üçüncü kişilere de aynı hakkı ileri sürebilmek mümkün hale gelecektir. Beşincisi unsur, rehnin paraya çevrilmesinde alternatif yollar sunulmuştur. Önceden rehinli malın satılması İİK’ndaki genel hükümlere tabiyken 6750 sayılı kanunla birlikte kolaylıklar sağlanmıştır.

Rehne konu olan taşınırların kapsamı genişlemiştir. Bunun amacı, ticari işletmelerin taşınırlarını teslim etmeksizin kredi bulmalarının yolunu açmaktır. Aslında kanunun yegane amacı taşınır ya da ticari işletmenin ticaretinde kullandığı eşyayı karşılık göstererek para bulabilmektir. Sonuçta teminat olmadan hiçbir banka kredi vermeyecektir. Eski kanun uyarınca ticari işletmenin bütünü üzerinde rehin tesis edilebilmekteydi. Eski kanuna göre ticari işletmenin bütünü üzerinde rehin tesis edildiğinde başka bir kredi alınması mümkün değildir. İşte buna engel olabilmek için rehin hakkı taşınır varlık üzerinde, alacağı rehin göstererek kredi çekilebilmektedir. Ayrıca tek bir taşınır eşya üzerinde, örn. çok yıllık ürün veren ağaçlar (zeytin ağacı, ceviz ağacı vb), fikri sınai mülkiyeye konu haklar, ham madde, hayvanlar, her türlü kazanç ve iratlar, sarf malzemesi, stoklar, tarımsal ürün, ticari proje, kira gelirleri ve kiracılık hakları karşılığında rehne konu edinilebilir ve üzerinde rehin tesis edilebilmektedir.

Kanunun 5nci maddesiTicari işletme ve esnaf işletmesinin tamamı üzerinde rehin kurulması hâlinde, rehnin kuruluşu anında işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan her türlü varlık rehnedilmiş sayılır.” şeklinde bir hüküm barındırmaktadır ve bu önemli bir husustur.

İşletmenin müstakbel alacakları üzerinde rehin hakkı kurulacağı gibi müstakbel taşınır varlıkları üzerinde de rehin tesis edilebilmektedir. Örn. işletme sahibi 3 tane makine sipariş etmiştir ve henüz mülkiyeti kendisine intikal etmemiş olsa bile, bu makineleri rehne konu edebilmektedir.

Yeni kanun, kanunda sayılamayan bir çok şeye rehin tesis edilebilmesini sağlamaktadır. Yani işletmelerin kredi almasının yolunu kolaylaştırmak için birçok kolaylık getirilmiştir.

Üçüncü kişiler de rehin hakkına taraf olabilmektedirler. Örn. x kişisi bankadan kredi talep etmiştir ancak mevcut taşınırları buna teminat yetmemiştir. Bu durumda bir başka kişinin taşınırlarını ya da işletmesini rehne konu edebilmektedir.

m.6uyarınca “(1) Taşınır varlık üzerindeki rehin hakkı, o varlığın bütünleyici parçasını da kapsar. (2) Taraflar, taşınır varlığın mevcut veya sonradan ilave edilen eklentilerinin rehin kapsamına alınmasını ayrıca kararlaştırabilir.” şeklinde bir hüküm yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca cihazlar üzerine sonradan takılan malzemeler de o cihazla beraber rehnedilebilmektedir.

m.7/2 uyarınca “Bir üretim sürecinin, kullanıldığı taşınır varlıklarla birlikte rehnedilmesi halinde rehin, üretim sürecinde ve sonucunda gerçekleşecek olan alacak üzerinde aynı oranda ve sırada kendiliğinden tesis edilmiş sayılır. Buna ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir” hükmü yer almaktadır.

Bu madde alacaklıları korumak için varlık bulmuştur. Bu hüküm uyarınca rehin hakkı, yeni oluşan madde üzerinde de devam etmektedir. Birleşen veya karışan taşınır varlıktaki rehin hakkı, her birleşen varlığın değerinin birleşmiş ürün üzerindeki değeri oranında devam etmektedir. Burada alacaklının hakkını daha da koruyacak şekilde rehnin kapsamı genişletilmiştir. Birleşen veya karışan taşınır varlıktaki rehin hakkında, birleşme veya karışma zamanındaki değerleri oranında pay sahibi olunmaktadır.

Ticari işletme rehninde Lex Commisoria yasağının istisnası bir durum vardır. Burada rehne konu edilen mala ilişkin direkt mülkiyeti ele geçirme durumu söz konusu olabilmektedir.

B. Rehin İşleminde Değer Tespiti

Rehin işleminde değer tespiti kanunun 13. maddesinde düzenleme bulmaktadır. Bu mdde uyarınca “(1) Taraflar, rehin hakkının kurulması öncesinde rehne konu taşınırın değerinin tespiti amacıyla ikinci fıkrada belirtilen usulle değer tespiti yaptırabilir. (2) Rehinli taşınır varlığın birleşmesi veya karışması durumunda ya da temerrüt sonrası hakların kullanımında, alacaklının başvurusu üzerine rehin verenin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesince taşınırın değeri ekspertiz hizmeti sunan gerçek veya tüzel kişilere 3 gün içerisinde tespit ettirilir” hükmü yer almaktadır.

Bu madde uyarınca taşınırın değerinin ne kadar olacağı konusunda ekspertiz yardımı alınabilmektedir. Bu değer tespitinin üzerinden yapıldığı tarih itibari ile 2 yıl geçmedikçe, yönetmelik uyarınca yeniden değer tespiti yapılamamaktadır.

Tares sisteminden bakıldığında, sistemin üzerinde onaylı ekspertizlerin isimleri ve adresleri gösterilmektedir. Değer tespiti konusunda uygulamanın amacı, taraflar kendi aralarında anlaşarak rehinli malın değerini tespit edebilmektedirler. Ancak taraflar sözleşmeler ile alacaklıların malları kaçırabilmektedirler ve bu yüzden bu düzenleme önemlidir ve bu konudaki sıkıntıları bertaraf etmektedir. Bu açıdan rehnin kurulmasının ve değer tespitinin yapılmasının, gerçekten borcun gerçek borç olup olmadığının tespitinde, kamunun yararı gözetilmektedir.

C. Rehin Hakkı Sözleşmesi

Rehin hakkı sözleşmesi kanunda, “Rehin hakkını tesis etmek amacıyla rehin veren ile alacaklı arasında imzalanan sözleşme” olarak tanımlanmıştır.

Buradan da anlaşılacağı gibi sözleşmenin esaslı unsurunu rehin hakkı oluşturmaktadır. Rehin hakkı ise kanunda “Taşınır varlığın türünden, rehin verenin veya rehinli alacaklının durumundan, rehinle güvence altına alınan borcun niteliğinden veya tarafların onu rehin hakkı olarak adlandırmasından bağımsız olarak bir borcun ödenmesini veya ifa edilmesini güvence altına almak amacıyla alacağın devrinde devralanın alacak hakkı da dâhil olmak üzere, taşınır varlık üzerinde zilyetliğin devrine gerek olmaksızın tesis edilen sınırlı ayni hak” olarak tanımlanmaktadır.

Buradan anlaşılması gereken taraflar eğer bir borca karşılık bir taşınırı karşılık gösteriyorsa, sözleşmeye ne isim verirlerse versinler, karşımıza taşınır rehni sözleşmesi olarak gelecektir.

Kanunun 3. maddesinde sözleşmenin taraflarından bahsedilmiş ve bunlar “Kredi kuruluşları ile tacir, esnaf, çiftçi, üretici örgütü, serbest meslek erbabı gerçek ve tüzel kişiler arasında,  Tacir ve/veya esnaflar arasında” şeklinde belirtilmiştir. Önceki kanunda kredili satış yapan gerçek ve tüzel kişilerden bahsedilmekteydi ve bu ibare kanundan çıkartılmıştır. Bunun nedeni ilgili ibarenin tefecilik yapılmasını meşru kılmasıydı ve bu durumun önüne yeni düzenleme ile geçilmiştir.

Taşınır rehni sözleşmesi “Rehin hakkını tesis etmek amacıyla rehin veren ile alacaklı arasında imzalanan sözleşme” olarak tanımlanmıştır. Burada kanun imzadan bahsettiğine göre yazılı bir şekil şartı zorunludur ve bu şarta uygun olmayan sözleşmeler geçersiz sayılmaktadır. İmza ibaresi sadece basılı kağıt ortamında ki bir sözleşmeyi akla getirmemelidir. Kanun rehin sözleşmesinin geçerliliği için yazılı ortamda veya elektronik ortamda yapılması geçerlidir demektedir.

Elektronik ortamda gerçekleştirilen sözleşmenin sicile tescil ettirilebilmesi için güvenli elektronik imza ile imzalanması gerekmektedir. Sözleşme geçerliliği için her ortamda yazılı şekil şartı zorunludur. Elektronik İmza Kanununda bu yönde özel bir  düzenleme de mevcuttur ve “Kanunların resmî şekle veya özel bir merasime tabi tuttuğu hukukî işlemler ile teminat sözleşmeleri güvenli elektronik imza ile gerçekleştirilemez.” hükmü yer almaktadır.

Rehin sınırlı ayni haktır yani mülkiyetin bir düşük hakkıdır. Mülkiyet nakilleri, devir ve rehin gibi sözleşmelerde iki farklı aşamadan bahsetmektedir. Birincisi taahhüt, ikincisi tasarruf aşamasıdır. Önce rehin sözleşmesi oluşturulmaktadır ve bu sözleşme imzalanmaktadır. Bu ilgili işlemin taahhüt aşamasıdır ve burada ayni hakka anında sahip olunmamaktadır. Buna karşılık ilgili sözleşme geçerlidir.

Tasarruf durumunun geçerli olması için bir diğer adımsa, rehin hakkının rehin sözleşmesinin sicile tescil edilmesi ile geçerlilik kazanmasıdır. Bu bağlamda sözleşmenin geçerliliği farklı, hakkın geçerli olması farklı durumlardır. Özetle yapılan sözleşme geçerlidir; hakkın tesisi içinse sicile tescil zorunlu ve kurucu bir unsurdur.

Rehin hakkı sicile tescil edilmesi ile üçüncü kişilere karşı hüküm doğurmaktadır. Eğer herhangi bir sicile haber verilmesi gerekiyorsa (sanayi sicili gibi) tescil itibari ile sicil bunu bildirmektedir. Bildirim işlemi ile artık rehin hakkının sahibinin hakları doğmaktadır. Bu haklar da kanunun 10 ve 11nci maddelerinde belirtilmiştir.

Rehin sözleşmelerinin sıralı bir şekilde yapılması mümkündür. Taşınmazlarda ipotek işleminde olduğu gibi rehin alacaklılarını ve rehin kalemlerini derecelendirmek mümkündür. Burada 1nci derecedeki alacaklılar haklarını almadan, diğer alt sırada bulunan rehin alacaklıları alacaklarını alamamaktadırlar.

m.11 uyarınca (1) Aynı taşınır varlık üzerinde derece sırası belirtilmeksizin birden fazla rehin hakkı tesis edilmesi hâlinde alacaklıların öncelik hakkı, rehnin kurulma anına göre belirlenir. Derece belirtilmesi hâlinde ise derece sırası esas alınır” hükmü yer almaktadır. Burada artık bakılacak şey tarihtir yani sicile tescil anına göre alacak miktarlarına ilişkin işlemler yapılmaktadır.

Rehin sözleşmesi taraflarının hak ve yükümlülükleri her halükarda sözleşmede belirtilmektedir. Bu hak ve yükümlülükler kanunun 12nci maddesinde düzenlenmektedir. Bu maddenin amacı, değeri tespit edilmiş ve rehin hakkı kurulmuş mallar için rehin hakkı sahibini korumaktır.

D. TARES

Tares adını verdiğimiz bir sicil mevcuttur. Tares, rehinli alacakların takibinin yapıldığı internet tabanlı bir sitedir. Notere gidilerek bir kullanıcı kaydı alındığında, hangi malvarlığı üzerinde ne gibi rehinler olduğu bu sistem üzerinden takip edilebilmektedir.

Bu kanunun önemli mahsurlarından birisi Tares sisteminin herkese açık olmamasıdır. Kanaatimizce, piyasada işlem ve alışveriş güvenliğinin artması için Tares’in herkese açık olması gerektiği düşüncesindeyiz. Örn. ikinci el herhangi bir malı alırken üzerinde rehin hakkı olup olmadığını bilmek, kontrol etmek önemli bir unsurdur.

UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı ÖzEr Avukatlık Bürosu’na aittir. Tüm içerik ve makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı ve zaman damgalıdır. Sitemizdeki içeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.