Iskat / Mirasçılıktan Çıkartma
Eser Sözleşmesi
Iskat / Mirasçılıktan Çıkartma
Eser Sözleşmesi

Bağışlama Sözleşmesi

Bağışlama sözleşmesi TBK m.285-298 arasında düzenlenmektedir. Dikkat edilecek noktalardan bir tanesi bağışlamada iki tarafın olmasıdır. Birisi bağışlayan taraf, diğer tarafsa bağışlanan taraftır.

TBK m.285 uyarınca, “Bağışlama sözleşmesi, bağışlayanin sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir.

Henüz edinilmemiş olan bir haktan feragat etmek veya bir mirası reddetmek, bağışlama değildir.

Ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi de bağışlama sayılmaz” hükmü bağışlama sözleşmesinin tanımına yer vermektedir.

Şahıslar arasındaki bağışlama ilişkisi sağlar arasında yapılmaktadır. Kişinin ölümünden sonra malını bağışlaması başka bir hukuki işlemdir.

Malvarlığından bağışlayandan bağışlanana karşılıksız olarak yapılan bir kazandırma söz konusudur. Karşılıksız olması, herhangi bir ivaz ya da bedel söz konusu olmamasıdır. Bağıslayanin malvarlıgından bir şeyin çıkması bu bakımdan bağıslayanin malvarlığının eksilmesi, buna karşılık bağıslananın malvarlığında artma yani zenginleşmesi söz konusudur.

Bağışlamanın unsurlarına baktıgımızda;

1- Bağışlayanın kendi malvarlığından bir şeyin çıkmış olması

Bu durum bağışlananın malvarlığında bir zenginleşmeye sebebiyet vermektedir. Doğrudan doğruya bir malın geçişiyle, borcun ibra edilmesiyle veya bağışlayanın bir üçüncü kişiden alacağı olduğu durumda, bağışlanana temlik ettiği durumlarda da bağışlama söz konusu olmaktadır. Bununla birlikte bir hizmetin karşılıksız olarak görülmüş olması halinde, bağışlama söz konusu olmayacakttır. Ayrıca TBK m.285 f.2 uyarınca, henüz edinilmemiş olan bir haktan feragat etmek veya bir mirası reddetmek, bağışlama olarak kabul edilmemektedir. Ahlaki bir görevin yerine getirilmesi de bağışlama olarak kabul edilmemektedir.

2- Kazandırmanın bağışlama sebebiyle yapılmış olması

Bağışlamanın ivazsız yani karşı taraftan bir karşılık beklemeksizin onun malvarlıgında bir zenginleşmeye sebebiyet verilmiş olması halidir.

Bağışlama hukuki niteligi itibariyla bir sözleşmedır. Sözleşmenin kurulabilmesi için tarafların karşılıklı iradelerinin birbirine uygun olması gerekmektedir.

Bağışlayan malın mülkiyetini bağışlanana geçirmekle borç altına girmektedir. Bu bakımdan bağışlama sözleşmesi her iki tarafın da irade beyanına ihtiyaç duymakla beraber, sadece tek tarafı borç altına sokmaktadır. Tek tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir ancak tek taraflı bir işlem değildir.

Bağışlama yapma konusunda ehliyete ilişkin hususlar:

TBK m.286 uyarınca, “Fiil ehliyetine sahip olan herkes, eşler arasındaki mal rejiminden veya miras hukukundan doğan sınırlamalar saklı kalmak üzere, bağışlama yapabilir.

Bağışlamayı izleyen bir yıl içinde başlatılmış bir yargılama sonucunda bağışlayanin, savurganlığı yüzünden kısıtlanmasına karar verilirse, o bağışlama mahkemece iptal edilebilir” hükmü bağışlayan için bağışlama ehliyetini düzenlemektedir.

TMK m.449’da vesayet altındaki kişi adına kefil olmak, vakıf kurmak ve önemli bağışlarda bulunmak yasaktır. Sınırlı ehliyetsizın borçlandırıcı işlem yapabılmesı için yasal temsilcinın rızası olsa bile yapamayacağı işlerdendir.

TBK m.287 gereğince, fiil ehliyeti bulunmayan kişi ayırt etme gücüne sahip değilse, bağışlamayı kabul edebilmektedir. Ancak bağışlanan kişinin yasal temsilcisi, bağışlanan şeyi yasaklar ya da geri verilmesini isterse bu durumda bağışlama ortadan kalkacaktır.

TBK m.288 uyarınca, “Bağışlama sözü vermenin geçerliliği, bu sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.

Bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği, ancak resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.

Şekle uyulmaması sebebiyle geçersiz olan bağışlama sözü verme, bağışlayan tarafından yerine getirildiğinde, elden bağışlama hükmündedir. Ancak, geçerliliği resmî şekle bağlanmış olan bağışlamalarda bu hüküm uygulanmaz” hükmü bağışlama sözü vermeyi düzenlemektedir. Bağışlamanın çeşitli şekilleri bulunmaktadır. Bağışlama sözü vermek bunlardan bir tanesidir. Bağışlama sözü verme, bağışlama vaadi verme halidir.

TBK m.289 uyarınca, “Elden bağışlama, bağışlayanın bir taşınırını bağışlanana teslim etmesiyle kurulmuş olur” hükmü elden bağışlamayı düzenlemektedir. Taşınmazlarda tescil zorunluluğu bulunduğundan, elden bağışlama taşınır mallar için söz konusudur.

TBK m.290 uyarınca, “Bağışlama, bir koşula bağlanarak yapılabilir.

Yerine getirilmesi bağışlayanin ölümüne bağlı olan bağışlamada, vasiyete ilişkin hükümler uygulanır” hükmü koşullu bağışlamayı düzenlemektedir. Bağışlama ileride gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan bir koşul üzerinden yapılabilmektedir.

TBK m.292 uyarınca, “Bağışlayan, bağışlananın kendisinden önce ölmesi durumunda, bağışlama konusunun kendisine dönmesi koşulunu koyabilir.

Bağışlama konusu, taşınmaza veya taşınmaz üzerindeki bir ayni hakka ilişkin ise, bağışlayana dönme koşulu tapu siciline şerh verilebilir” hükmü bağışlayana dönme koşullu bağışlamayı düzenlemektedir. Bir koşula bağlanması söz konusu olabilmektedir.

Bağışlayanın bağışlanana bağışlama kastı olması hasebiyle kural olarak bağışlayanın ayıptan ve zaptan sorumluluğu bulunmamaktadır.

Bağışlamanın sona ermesine ilişkin hükümler TBK m.295’den sonraki hükümlerde düzenlenmektedir.

TBK m.295 uyarınca, “Bağışlayan, aşağıdaki durumlardan biri gerçekleşmişse, elden bağışlamayı veya yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir ve bağışlananın iştem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde, bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebilir:

1.   Bağışlanan, bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse.

2. Bağışlanan, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimşeye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranmışsa.

3. Bağışlanan, yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksizin yüklemeyi yerine getirmemişse” hükmü bağışlamanın geri alınmasını düzenlemektedir.

TBK m.296 uyarınca, “Bağışlama sözü veren, aşağıdaki durumlarda sözünü geri alabilir ve onu ifadan kaçınabilir:

1. Elden bağışlanılan bir malın geri verilmesini işteyebileceği sebeplerden biri varsa.

2. Mali durumu, sonradan sözün yerine getirilmesini kendisi için olağanüstü ağır kılacak ölçüde değişmişse.

3. Bağışlama sözü verdikten sonra, kendisi için yeni aile yükümlülükleri doğmuş veya bu yükümlülükleri önemli ölçüde ağırlaşmışsa.

Bağışlama sözü verenin borcunu ödeme güçsüzlüğü belirlenir veya iflasına karar verilirse, ifa yükümlülüğü ortadan kalkar” hükmü bağışlama sözü vermenin geri alınması ve ifadan kaçınmayı düzenlemektedir.

TBK m.297 uyarınca, “Bağışlayan, geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alabilir.

Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse, geri alma hakkı mirasçılarına geçer ve mirasçıları bu sürenin sona ermesine kadar bu hakkı kullanabilirler.

Bağışlayan, sağlığında geri alma sebebini öğrenememişse, mirasçıları, ölümünden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alma hakkını kullanabilirler.

Bağışlanan, bağışlayani kasten ve hukuka aykırı olarak öldürür veya onun geri alma hakkını kullanmasını engellerse, mirasçıları bağışlamayı geri alabilirler” hükmü geri alma hakkının süresi ve mirasçılara geçmesini düzenlemektedir.

UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı ÖzEr Avukatlık Bürosu’na aittir. Tüm içerik ve makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı ve zaman damgalıdır. Sitemizdeki içeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.