
Boşanmanın Mali Sonuçları

Boşanma Davası Hakkında Genel Bilgiler
A- Genel Olarak
Boşanma sebeplerinden biri gerçekleşmişse zorunlu olarak boşanma davasının açılması gerekmemektedir. Eşlerden birisi isterse, boşanma yerine ayrılık davası da açabilmektedir.
Ayrılık davasının açılması halinde şartlar gerçekleşmişse, hakim ayrılığa karar vermektedir. Buna karşılık hakim, arılık yerine boşanmaya karar verememektedir. Boşanma davasının açılmış olması halindeyse, hakim takdirine göre boşanmaya ya da ortak hayatın yeniden kurulması ihtimalini görürse ayrılığa karar vermektedir. Ancak anlaşmaya dayanan ya da fiili ayrılığa dayanan boşanma davalarında hakimin boşanma ya da ayrılık arasında bir seçim hakkı yoktur. Şartlar gerçekleşmişse hakim boşanmaya karar vermek zorundadır.
B- Ayrılık Kararı ve Sonuçları
Evlilik birliği devam ettiği için eşlerin evli olma statüleri devam etmektedir. Hakim ayrılık kararını verirken süresini de belirtmekle de yükümlüdür. Bu süre 1 yıldan az ve 3 yıldan fazla olamamaktadır. Süre kararın kesinleşmesi ile başlamaktadır.
Süre bittiğinde ayrılık kendiliğinden sona ermektedir. Süre bitiminde ortak yaşam kurulamamış ise, eşlerden her biri boşanma davası açabilmektedir. Kadın, kocasının soyadını taşımaya devam etmektedir.
Eşlerin, birbirlerine evlilik birliğinden doğan sorumlulukları devam etmektedir. Hakim, eşlerden birinin talebi üzerine tedbir nafakası kararı verebilmektedir. Eşler arasında mal rejimi sözleşmesi mevcut ise, hakim bunun kaldırılmasına ve mal ayrılığı rejimine karar verebilmektedir.
Çocuklar Bakımından
Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenlemektedir. Hâkim söz konusu kişilerin fikirleri ile bağlı değildir.
İştirak nafakası noktasında, diğer eşin çocuğun eğitim ve yaşam masraflarına ne kadar katkıda bulunacağına hakim re’sen karar vermektedir. Hakim diğer eşin çocukla kişisel ilişkisine çocuğun; sağlık, eğitim ve ahlak bakımından menfaatini göz önünde bulundurarak karar vermektedir. Hâkim bu konularda re’sen karar vermektedir.
İrat şeklinde ödenmesine karar verilen iştirak nafakasının sonradan değiştirilmesi ancak talep üzerine olabilmektedir.
C- Boşanma Kararı ve Sonuçları
Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte evlilik birliği sona ermektedir. Boşanma kararının kesinleşmesi üzerine boşanma kararı veren mahkemenin yazı işleri müdürü, kararın bir örneğini nüfus idaresine göndermektedir. Bununla birlikte boşanma kararının başka sonuçları da ortaya çıkmaktadır. Bu sonuçlar eşler ve çocuklar yönünden bir takım sonuçlar doğurmaktadır.
1- Eşler Yönünden Sonuçlar
Evlilik birliğinin sona ermesi neticesinde eşlerin yeniden evlenebilmeleri mümkündür. Mal rejiminin tasfiyesi noktasında boşanmayla birlikte çeşitli sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
Boşanma halinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korumaktadır ancak, evlenmeden önceki soyadını yeniden almaktadır. Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istem üzerine hâkim, kadının kocasının soyadını taşımasına izin vermektedir. Kocaya şartların değişmesi halinde, bu karardan vazgeçme hakkı tanınmıştır.
Eşlerin birbirine karşı miras hukukundan doğan haklarının sona ermektedir. Bu doğrultuda eşlerin birbiri lehine yapmış oldukları ölüme bağlı tasarruflar, taraflar aksini kararlaştırmamış ise kendiliğinden hükümsüz olmaktadır. Buradaki husus bu işlemlerin eş olma sıfatı ile yapılmış olmasına bağlıdır.
Boşanma davasının açılmasının ardından eşlerden birinin ölmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması üzerine mirasçılar mahkemeye devam edebilmektedirler. Evlilik birliği süresince eşlerin birbirlerinden olan alacakları için duran zamanaşımı, boşanma ile devam etmektedir.
2- Çocuklar Yönünden Sonuçlar
Hakim çocuğun menfaati noktasında re’sen karar vermektedir. Velayet noktasında hakim, çocuğun menfaatini göz önüne alarak mümkünse ana, baba ve çocuğu dinleyerek, velayeti eşlerden birine ya da ikisine ortaklaşa verebilmektedir. Bununla birlikte çocuğa yüksek faydası söz konusu ise velayet yerine vasi atanmasına da karar verilebilmektedir.
Velinin ölmesi durumunda vesayet diğer eşe kendiliğinden geçmemektedir. Veli olan eşin yeniden evlenmesi, velayetin kaybı için tek başına yeterli bir sebep değildir. Eşlerin anlaşması hâkimi bağlamamaktadır, ancak bu konuda hakime yol gösterebilir; uygun görürse de hakim anlaşmayı onaylayabilmektedir. Velayetin verilmesinde, çocuğun kimin yanında kalması daha iyi yetişmesine etki edecekse, boşanmadaki kusur ya da mali durumlara bakılmaksızın hakim o kişi lehine karar vermektedir.
Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına Anayasa m.41/2
uyarınca sahiptir.
a- Çocuğun diğer ebeveyn ile kişisel ilişkisi
Üçüncü kişilerin çocukla kişisel ilişkileri de hakim tarafından düzenlenmektedir. Fakat bu düzenleme talep üzerine olabilmektedir. Çocukla iletişim kurulmasında çocuğun üstün yararı olacak herkes için bu karar verilebilmektedir. Bu karar olağanüstü durumlarda verilen bir karardır, yani çocukla üçüncü kişi arasında haklı bir yakınlık derecesi aranmaktadır.
Çocukla kişisel ilişkinin şekline hakim karar vermektedir ve tehlike arz eden bir durum yoksa, uygun olan çocuğun kişilerle doğrudan iletişimidir.
b- Çocuğa iştirak nafakası bağlanması
İştirak nafakası bağlamında hakim re’sen karar vermektedir. İştirak nafakası velayete sahip olmayan ebeveynin, çocuğun eğitim ve yaşam masraflarına gücü oranında katılmasıdır. Ödeme, kararın verilmesi ile başlamaktadır ve kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar devam etmektedir. Ancak erginlik sonrasında çocuğun eğitimi devam ediyorsa, nafaka da devam etmektedir. Buna karşılık bu eğitimin sürecinin devamı noktasında somut olayın özellikleri de nazara alınarak karar verilmektedir.
Çocuk ergin olduktan sonra bakıma muhtaç ise iştirak nafakası değil, yardım nafakası istenebilmektedir.
UYARI
Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı ÖzEr Avukatlık Bürosu’na aittir. Tüm içerik ve makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı ve zaman damgalıdır. Sitemizdeki içeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.


