Bağışlama Sözleşmesi
Hizmet Sözleşmeleri
Bağışlama Sözleşmesi
Hizmet Sözleşmeleri

Eser Sözleşmesi

TBK m.470-486 arasında düzenlenmektedir. İşsahibi ve yüklenici (müteahhit) sözleşmenin tarafları arasında yer almaktadır.

Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Eser sözleşmelerinde;

–         Yüklenici eseri imal etme borcu altındadır. İşsahibi de yükleniciye ücret ödemelidir.

–         Bir eseri meydana getirmek sadece yaratmak değildir. Yenileme, onarım, bakım, ve tadılatı da bu kapsamda değerlendirmek gerekmektedir.

–         İş sahibi ve yüklenici gerçek ya da tüzel kişi olabilmektedir.

Hukuki Niteliği

–         Tam iki taraflı sözleşmelerdir.

–         İvazlı yani bedel ödenmeden yapılması soz konusu değildir.

–         Niteliği gereği bir iş görme sözleşmesidir. Eser sözleşmesinde de bir iş görme sürecinin sonunda ortaya çıkarılan bir eserin teslim edilmesi aranmaktadır. Eser sözleşmesinin hizmet sözleşmesinden farkı, yüklenicinin eseri meydana getirme, ortaya bir sonuç çıkarma borcu altındadır.

–         Ani edimli bir sözleşmedir.

–         Hizmet sözleşmesinden bir diğer farkı, yüklenici ve işsahibi arasındaki ilişki daha bagımsız seyretmektedir. Hizmet sözleşmesinde  işçi, işverenin talimatı ile hareket etmek zorundadır.

–         Sözleşmede şekil geçerlilik şartı değildir. Ancak karma tipli sözleşmeler olarak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin resmi şekilde satış vaadi içermesi gerekmektedir.

Sözleşmenin Unsurları

–         Bir eserin meydana getirilmesi aranmaktadır. Eserin meydana getirilmesi yani bir şeyin yeniden oluşturularak meydana getirilmesi demektir. Bunun dışında mevcut bir eserin tamir edilmesi, bakıma girmesi, onarılması, bazı parçalarının değiştirilmesi de bu kapsam içerisindedir. Ayrıca yıkılması ve imha edilmesi de bu kapsamda değerlendirilmektedir.

–         Eserin meydana getirilmesine karşılık olarak bir ücretin ödenmesidir. Ücret asli edim borcudur. Ücretin belirlenmesi bazı hallerde sözleşmede kararlaştırılabileceği gibi daha sonra da belirlenebilmektedir.

–         Taraflar anlaşmalıdır. Tarafların birbirlerine uygun irade beyanları ile kurulmaktadır.

Hasar Problemi

TBK m.483 uyarınca, “Eser teslimden önce beklenmedik olay sonucu yok olursa işsahibi, eseri teslim almada temerrüde düşmedikçe yüklenici, yaptığı işin ücretini ve giderlerinin ödenmesini isteyemez. Bu durumda malzemeye gelen hasar, onu sağlayana ait olur.

Eserin işsahibince verilen malzeme veya gösterilen arsanın ayıbı veya işsahibinin talimatına uygun yapılması yüzünden yok olması durumunda yüklenici, doğabilecek olumsuz sonuçları zamanında bildirmişse, yaptığı işin değerini ve bu değere girmeyen giderlerinin ödenmesini isteyebilir. İşsahibinin kusuru varsa, yüklenicinin ayrıca zararının giderilmesini de isteme hakkı vardır” hükmü eserin yok olmasını düzenlemektedir.

Hasar, sözleşme geçerli olarak kurulduktan, ancak taraflardan birine yüklenemeyecek sebepten ötürü sözleşme konusu edimin telef olması sebebiyle tesliminin gerçekleştirilememesidir. Sözleşme konusu edim sözleşme kurulduktan sonra taraflardan birine yüklenecek bir sebepten ötürü gerçekleştirilemezse, ortada kusurlu bir ifa imkânsızlığı söz konusu olur ve bu husus ayrı düzenlenir. Kısacası hasar meselesi sözleşme kurulduktan, ancak malın teslimi gerçekleşmeden taraflardan birine yüklenemeyecek sebeplerden ötürü ifanın gerçekleştirilmemesinin sonuçlarına kimin kanatlanacağıdır.

Hasara yüklenici katlanacaksa bu şu anlama gelmektedir: Eser telef olmuştur ve alıcı bunun karşılığını alamamaktadır. Yani yüklenici burada ne emeğinin, ne masrafının, ne giderlerinin hiçbirinin karşılığını alamamaktadır. Üstelik yeniden, karşılığını alamamasına rağmen eseri meydana getirmek ve teslim etmek zorunda kalmaktadır. Ancak hasara iş sahibi katlanacaksa bu şu anlama gelmektedir: Bu durumda hem telef olan eser için yükleniciye iş sahibi bunun karşılığını, masrafları ödemekte hem de eserin yeniden yapılmasını isteyememektedir.

Kural, hasarın aslında tamamen yüklenicinin üzerinde olmasıdır. Ancak TBK m.483/1’de açıkça “alacaklı temerrüdü yoksa” hükmünden bahsetmektedir ve yine bu fıkraya bir cümle daha ekleyerek, “Malzemeyi de kim tedarik ediyorsa hasara o katlanır” demektedir. Yani malzemeyi eğer iş sahibi değil de, yüklenici tedarik ediyorsa malzeme hasarına yüklenici katlanmaktadır. Ancak tersi bir durumda malzeme hasarına iş sahibi katlanacaktır.

Hasarın iş sahibine geçtiği olağanüstü durumlar da vardır. Bu durumlar da TBK m.483/2’de düzenlenmektedir. Ancak burada sayılanlar hasarın yüklenici üzerinden kalkıp işsahibine geçtiği istisnalardır. Birincisi malzeme işsahibince karşılanıyorsa, hasara iş sahibi katlanacaktır.  İkinci olarak TBK m.483 f.2’ye göre, hasara sebep olan olay iş sahibinin yükleniciye verdiği bir emirden, bir talimattan veya gösterdiği bir arsadan kaynaklanıyorsa hasara işsahibinin katlanmasıdır.

TBK m.483/2 uyarınca, hasar iş sahibinin verdiği emirden, talimattan veya gösterdiği arsadan kaynaklanıyorsa, kural olarak hasar yükleniciden iş sahibine geçecektir. Ancak burada sorumluluğun iş sahibine geçmesi için yükleniciye düşen bir iş vardır. Yüklenici bu durumda hasar olabileceğini mutlaka iş sahibine bildirmeli ve iş sahibini uyarmalıdır. İş sahibi bu uyarıyı yapmazsa hasar hala yüklenicidedir, çünkü burada bahsettiğimiz yüklenici işinde uzman kişidir. Yüklenici, burada hizmet sözleşmesindeki işçi gibi değildir. Hizmet sözleşmesinde işçi emir ve talimatla çok sıkı bağlı iken eser sözleşmesindeki yüklenici iş sahibinin emir ve talimatlarıyla sıkı sıkıya bağlı değildir. Yüklenici işinde uzman olduğu için iş sahibini uyarmalıdır, aksi takdirde hasar yüklenici de kalmaya devam edecektir.

Hasara ilişkin genel istisnaları tekrar edecek olursak; hasar kural olarak yüklenicidedir, fakat iş sahibine geçtiği özel durumlar bulunmaktadır. Bu özel durumlar;

❖ İş sahibi alacaklı temerrüdüne düştüyse,

❖ Malzemeleri iş sahibi tedarik ettiyse,

❖ Hasar iş sahibince verilen emir, talimat veya gösterilen araziden kaynaklanıyorsa

Tüm bu sebeplerde hasarın iş sahibine geçebilmesi için yüklenicinin üzerin düşen uyarı yükümlülüğünü yerine getirmiş olması gerekmektedir. Yani yüklenici bu uyarı yükümlülüğünü yerine getirmezse, hasar kendi üzerinde kalabilmektedir.

TBK m.483 hasara ilişkin düzenleme, TBK m.136 hükmünde yer alan ifa imkansızlığı ile örtüşmektedir. Ancak 483.maddenın 1. fıkrasında istisna olarak belirtilen işsahibinin eseri almada temerrüde düşmemesi gerekmektedir.

İşsahibi Yüzünden İfanın İmkânsızlaşması

TBK m.485 uyarınca, “Eserin tamamlanması, işsahibi ile ilgili beklenmedik olay dolayısıyla imkânsızlaşırsa yüklenici, yaptığı işin değerini ve bu değere girmeyen giderlerini isteyebilir.

İfa imkânsızlığının ortaya çıkmasında işsahibi kusurluysa, yüklenicinin ayrıca tazminat isteme hakkı vardır” hükmü işsahibi yüzünden ifanın imkansızlaşmasını düzenlemektedir.

Ücret karşılığında yapılan bir iş olması hasebiyle yüklenicinin haklarınının korunması yoluna gidilerek yüklenicinin giderleri, işin değeri ve bu değere girmeyen giderleri talep edelebilmektedir.

İfa imkansızlığının ortaya çıkmasında işsahibinin kusuru varsa, yüklenicinin ayrıca tazmınat hakkı olacaktır.

Yüklenicinin Ölümü veya Yeteneğini Kaybetmesi

TBK m.486 uyarınca, “Yüklenicinin kişisel özellikleri göz önünde tutularak yapılmış olan sözleşme, onun ölümü veya kusuru olmaksızın eseri tamamlama yeteneğini kaybetmesi durumunda kendiliğinden sona erer. Bu durumda işsahibi, eserin tamamlanan kısmından yararlanabilecek ise, onu kabul etmek ve karşılığını vermekle yükümlüdür” hükmü yüklenicinin ölümü veya yeteneğini kaybetmesini düzenlemektedir.

Ölümü veya kendisine yüklenemeyen bir sebeple bu tamamlama yeteneğini kaybetmesinden (bir rahatsızlık, bir hastalık; bir felç durumu, elini kolunu kullanamaz olması, zihinsel yeteneklerini kullanamaz hale düşeceği bir hastalığa maruz kalması gibi) ötürü eser sözleşmesinin kendiliğinden sona ereceğini düzenleme altına almıştır.

İlgili maddenin devamında, “Bu durumda işsahibi, eserin tamamlanan kısmından yararlanabilecek ise, onu kabul etmek ve karşılığını vermekle yükümlüdür” hükmü ile hem sözleşme kendiliğinden sona erecek hem de böyle bir durumda iş sahibi, yüklenicinin bitirdiği kısmıyla olanı kabul edebileceğinden bahsetmektedir. İlgili madde, eser sözleşmesine ani edimli bir sözleşme gibi değil de, sürekli edimli bir sözleşme gibi bakıldığının göstergesidir.

Eser sözleşmesi kural olarak ani edimlidir, ancak ani edimli olmasına rağmen kanun koyucu bazen bazı düzenlemelerde sanki sürekli edimli bir sözleşmeyle karşı karşıya olduğumuza dair bazı düzenlemeler getirmektedir. Ani edimli sözleşmede ifanın gerçekleştirilmesi, hazırlık aşaması uzun bir sürece yayılıyor olabilir, ancak buna rağmen işsahibinin menfaati tek bir anda karşılanıyorsa ani edimli sözleşme kabul edilir. Ancak yine de eser sözleşmesinde öyle bazı düzenlemeler var ki yüklenicinin hazırlık aşamasına iş sahibi bazen müdahale edebilmektedi. Yani bazı durumlarda iş sahibi, yüklenicinin hazırlık aşamasında devreye girerek, mesela eserin ilerde teslim anında ayıplı olacağını kestirdi veya yüklenicinin işi yapmada savsakladığını, geciktirdiğini ve zamanında tamamlayamayacağını görebilmektedir. Normalde kural olarak hem ayıp sorumluluğunda hem temerrütte vade gelmeden ayıp sorumluluğuna başvurulamamakta veya borç muaccel olmadan temerrüt mekanizması işletilememektedir.

Sözleşmede Tarafların Borçları

Yüklenicinin Borçları

1-Yüklenicinin Sadakat ve Özen Borcu:

Yüklenici işi özen ve sadakat içerisinde yürütmelidir. Borcun ifası aşamasında mutlaka işsahibinin menfaatlerini göz önünde bulundurarak, onun çıkarına olacak şekilde hareket etmelidir. Keza sözleşme esnasında eğer yüklenici iş sahibine ait bazı sırları öğrendiyse, bunları sözleşme tamamlandıktan sonra da yaymayacak ve başkalarına iletmeyecektir. Yani, sırları saklama yükümlülüğüne aykırı hareket etmeyecektir.

Sözleşmelerdeki edimleri asli edimler, yan edimler ve tali edimler gibi ayrımlara tabi tutabiliriz, ancak koruma yükümlülükleri de bu kapsamda değerlendirilmelidir. İşte bu koruma yükümlülükleri sözleşme kurulmadan önce başlamaktadır (Culpa in contrahendo.) Yani sözleşme kurulması aşamasında bile karşı tarafın zarara uğramasını engelleyecek şekilde davranmak gerekecektir.  Sözleşme tamamlandıktan sonra da, yani “sözleşme sonrası ard etki” gereği, taraflar birbirlerinin çıkarlarına uygun hareket etmelidir.

Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınmaktadır. Burada objektif kriterden bahsedilmektedir. Buna göre, eser sözleşmesinde bu alanda uzman olan bir yüklenici ne kadarlık bir özen göstermesi kendisinden beklenecekse, aynı şeyi diğer eser sözleşmelerinin alanındaki uzman birinden beklenecek objektif özeni esas almaktadır.

TBK m.473 uyarınca, “Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da işsahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, işsahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir.

Meydana getirilmesi sırasında, eserin yüklenicinin kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça görülüyorsa, işsahibi bunu önlemek üzere vereceği veya verdireceği uygun bir süre içinde yükleniciye,

ayıbın veya aykırılığın giderilmesi; aksi takdirde hasar ve masrafları kendisine ait olmak üzere, onarımın veya işe devamın bir üçüncü kişiye verileceği konusunda ihtarda bulunabilir” hükmü, işe başlama ve yürütmeyi düzenlemektedir. Aynı şekilde işsahibi bunu sadakat ve özen yükümlülüğü kapsamında ış süresince işin özenle yapılıp yapılmadığını denetleme borcu altındadır.

2-Yüklenicinin İşi Şahsen İfa Etme Borcu

Yüklenicinin bir diğer yükümlülüğü de TBK m.471 f.3’te düzenlenmektedir. TBK m.471 f.3 uyarınca, “Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir” hükmü yer almaktadır.

Eser sözleşmesindeki eserin işin niteliğine işin yapılması bazen birebir yüklenici tarafından kendisince baştan sona tamamlanır ve yüklenici işi asla başkasına devredememekte, bazen de işin tamamlanması için iş bölümü gerekir, ancak bu durumda dahi yüklenici asla ve asla işi başkasına devredememektedir.

Yüklenici ifa yardımcısından (İş paylaşımı ve müteahhidin binayı yıkarken yıkıntıların taşınıp çöplere atılması noktasında bir başka firmadan destek alması, projenin çizilmesinde başka bir gruptan destek alması, inşaatın yapılmasında farklı işçileri çalıştıran bir şirketten destek alması gibi) yararlanabilmekte, ancak alt yükleniciden istifade edememektedir. Bunun dışında TBK m.116 uyarınca, yüklenici eğer yardımcı kişi kullanıyorsa yardımcının fiillerinden sorumlu olacaktır.

3-Araç Gereç ve Malzeme Sağlama Borcu

Yüklenici TBK m.471 f.4 uyarınca “Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri kendisi sağlamak zorundadır” hükmü yer almaktadır. Bu bağlamda aksine bir anlaşma veya örf- adet durumu söz konusu olabilmektedir. Dolayısıyla ilgili madde hükmü emredici nitelikte değildir.

TBK m.472 f.1 uyarınca, “Malzeme yüklenici tarafından sağlanmışsa yüklenici, bu malzemenin ayıplı olması yüzünden işsahibine karşı, satıcı gibi sorumludur” hükmü malzemeye ilişkin düzenleye yer vermiştir. yer verilmiştir.

İlgili madde hükmü, yüklenicinin tedarik ettiği malzeme ayıplı olduğu için tamamlanan eser ayıplıysa, o zaman bu madde yüklenici malzeme yüzünden sorumlu tutulacaktır. Satış sözleşmesindeki satıcı gibi sorumlu olur diyerek aslında orijinal bir şekilde eğer eserdeki ayıp malzeme kaynaklıysa satış sözleşmesindeki ayıp hükümlerine başvurulacağından bahsedilmektedir.  Bu durumda iki temel unsurdan bahsedecek olursak, birincisi eğer ayıp malzeme kaynaklı, malzeme menşeili bir ayıpsa o zaman satış sözleşmesindeki ayıp hükümleri işletilebilmektedir. İkincisi ayıp malzemedeki ayıptan değil de, başka bir sebepten ötürü imal edilen eser ayıplı olarak ortaya çıktıysa, o zaman da eser sözleşmesindeki ayıp hükümlerine başvurulacaktır.

4-Genel İhtar Yükümlülüğü Borcu

TBK m.472 f.3 uyarınca, “Eser meydana getirilirken, işsahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa, yüklenici bu durumu hemen işsahibine bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur” hükmü yer almaktadır.

Malzemenin veya bu işin verebileceği zarara karşı işsahibinin ihtar edilmesi gerekmektedir. Doğacak zararlar bakımından TBK m.112’ye başvurulabilmektedir.

5-İşe Zamanında Başlama Yükümlülüğü Borcu

TBK m.473 f.1 ve f.2 uyarınca, “Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da işsahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, işsahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir.

Meydana getirilmesi sırasında, eserin yüklenicinin kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça görülüyorsa, işsahibi bunu önlemek üzere vereceği veya verdireceği uygun bir süre içinde yükleniciye, ayıbın veya aykırılığın giderilmesi; aksi takdirde hasar ve masrafları kendisine ait olmak üzere, onarımın veya işe devamın bir üçüncü kişiye verileceği konusunda ihtarda bulunabilir” hükmü yer almaktadır.

Kanaatimizce, bu düzenlemenin bir istisna hükmü olduğu ve burada sadece kanunda açık olarak yazıldığı üzere iş sahibinin sadece işin tamamlatılmasını bir üçüncü kişiye verebileceğini, maliyetini yükleniciden tahsil edebileceğini, bu olanağın ona açık olduğundan bahsetmektedir.

6-Eserin Teslimi Borcu

Eser tamamladıktan sonra işsahibine tamamlanması da yine yüklenicinin borçlarındandır. Eserın teslimi gerek ifa zamanı, gerekse ifa yeri açısından Borclar Kanunundakı genel hükümlere başvurulmaktadır. Taraflar serbestçe borcun nerede ifa edilebileceğini kararlaştırabilirler.

TBK m.89 uyarınca, “Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır;

1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde,

2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde,

3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde,

ifa edilir. 

Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir” hükmü ifa yerini düzenlemektedir.

Ayıptan Sorumluluk

Teslim edilmiş bır eserin ayıplı olması TBK m.474478 arasında uygulama alanı bulmaktadır.

Tarafların eser sözleşmesi kurmasında meydana getirilecek eserin niteliği, sözleşmenin özelliklerinden anlaşılarak o malda bulunması gereken vasıfların, bulunmamış olması, uygun kalitede olmaması gibi nedenler ayıp olarak nitelendirilmektedir. Sözleşmede kararlaştırılmamış olsa bile, işin doğası gereği olması gereken önemli nitelikteki vasıfların bulunmamış olması yine bu eksiklerin ayıp olarak değerlendirilmesine sebebiyet verecektir. Ayıba ilişkin hükümler eser sözleşmeleri için de geçerlidir.

TBK m.474 uyarınca, “İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır.

Taraflardan her biri, giderini karşılayarak, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir” hükmü ayıbın belirlenmesini düzenlemektedir.

TBK m.475 uyarınca, “Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:

1. Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme.

2. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme.

3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme.

İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.

Eser, işsahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa işsahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz” hükmü işsahibinin seçimlik haklarını düzenlemektedir.

İşsahibinin sorumluluğu açısından eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa işsahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamamaktadır.

TBK m.477 uyarınca, “Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder.

İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır.

Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır” hükmü eserin kabulünü düzenlemektedir.

Mal ayıplı olarak teslim edildiğinde, yüklenici malı karşı tarafa teslim ettiğinde, işsahibi malı ayıplı olarak kabul ediyorsa, artık yüklenici sorumluluktan kurtulmaktadır. Bu durum açık ayıp olarak da ifa edilmektedir. Ancak ayıp kasten gizlenmişse işsahibinden ya da gözden geçirilemeyecek bir gözlemle farkedilemeyecek bır ayıpsa, bu taktirde hala sorumluluk devam edecektir.

İşsahibinin Borçları

İşsahibinin yerine getirmekle yükümlü olduğu ilk asli borcu ücret ödeme borcudur. Ücret ödeme borcu, TBK m.479481 arasında düzenlenmiştir. Eserin bedeli önceden belirlenmişse bu götürü usülü olarak karşımıza çıkmaktadır.

TBK m.480 f.1 uyarınca, “Bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez” hükmü yer almaktadır. Yani yüklenici götürü bedelle iş yapacaksa, o zaman işin maliyetini, artma rizikosunu falan net olarak düşünerek götürü bedeli teklif etmeli ve sözleşme onun üzerinden kurulmalıdır.

TBK m.480 f.2 uyarınca, “Ancak, başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenici, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda yüklenici, ancak fesih hakkını kullanabilir” hükmü yer almaktadır.

TBK m.138 her tür sözleşme için getirilmiştir. Bu maddenin eser sözleşmesindeki özel görünümü TBK m.408/2’dir.

Eser, öngörülenden az emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile işsahibi, belirlenen bedelin tamamını ödemekle yükümlüdür.

Bedel, yaklaşık bedel olarak kararlaştırılabilmektedir. Yaklaşık bedel olarak kararlaştırılması daha avantajlıdır, çünkü bedel önceden belirlenmemektedir. Yaklaşık bedel TBK m.481’de düzenlenir ve yine TBK m.482’de yaklaşık bedelin aşılmasıyla ilgili bir düzenleme bulunmaktadır. Burada net olarak götürü bedel belirlemeyip, yaklaşık bir bedel belirlenmektedir.

TBK m.481 uyarınca, “Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir” hükmü değere göre bedeli düzenlemektedir.

İlgili madde hükmünde yaklaşık bedelin aşırı aşılması gündeme gelecekse, o zaman işsahibinin bu sözleşmeden dönme imkânı da kendisine tanınmış olacaktır.

TBK m.482 uyarınca, “Başlangıçta yaklaşık olarak belirlenen bedelin, işsahibinin kusuru olmaksızın aşırı ölçüde aşılacağı anlaşılırsa işsahibi, eser henüz tamamlanmadan veya tamamlandıktan sonra sözleşmeden dönebilir.

Eser, işsahibinin arsası üzerine yapılıyorsa işsahibi, bedelden uygun bir miktarın indirilmesini isteyebileceği gibi, eser henüz tamamlanmamışsa, yükleniciyi işe devamdan alıkoyarak, tamamlanan kısım için hakkaniyete uygun bir bedel ödemek suretiyle sözleşmeyi feshedebilir” hükmü yaklaşık bedelin aşılmasını düzenlemektedir.

Sözleşmenin Sona Ermesi

–         Bütün sözleşmelerin öncelikle en doğal sona erme hali ifadır.

–         Taraflar anlaşarak sözleşmeyi sona erdirebilmektedir. (İkale anlaşması)

–         Başlangıçta belirlenen bedelin işsahibinin kusuru olmaksızın aşırı derecede aşılacağı anlaşılırsa, işsahibi eser tamamlanmadan veya tamamlandıktan sonra sözleşmeden dönebilmektedir.

UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı ÖzEr Avukatlık Bürosu’na aittir. Tüm içerik ve makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı ve zaman damgalıdır. Sitemizdeki içeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.