Soybağının Kurulması
Mal Rejimleri
Soybağının Kurulması
Mal Rejimleri

Nişanlanma

A- Genel Olarak

Nişanlanma, farklı cinsiyette iki kişinin birbirine evlenme vaadinde bulunması ile gerçekleşmektedir. Nişanlanmanın özelliği tarafların evlenmeye zorlanamamasıdır. Nişanlanma için gerekli koşullar şu şekildedir; 

·        Tarafların zımni veya açık olarak irade beyanları gereklidir. 

·        Formal şekil zorunluluğu bulunmamaktadır.  

·        Nişanlanma, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Temsilci kullanılamaz ancak haberci kullanmak mümkündür. 

Nişanlanma için ayırt etme gücü aranmaktadır. Bu nedenle tam ehliyetsiz kişilerin nişanlanması mümkün olmamaktadır. Sınırlı ehliyetsizler açısından yasa temsilcilerinin rızası aranmaktadır. Eğer yasal temsilcinin rızası alınmadan nişanlanma gerçekleşmişse,  nişan kurulmuştur ancak maddi-manevi tazminatlar noktasında yasal temsilcinin onayı gerekmektedir.

1- İrade Sakatlıkları 

Aynı cinsiyetten iki kişinin nişanlanması hükümsüzdür. Bu bağlamda kişiler evlenme vaadinde bulunamazlar. Hali hazırda evli olan birinin nişanlanması genel ahlaka aykırılıktan hükümsüzdür. Kural olarak nişanlanma, geciktirici ya da bozucu şarta bağlanabilmektedir. Muvazaalı nişanlanma işlemleri de kesin hükümsüzdür.

2- Nişanlanmanın Yükümlülükleri 

MK m.119/1 uyarınca, nişanlılık evlenmeye zorlamak için dava hakkı tanımamaktadır.  Bu doğrultuda kimse nişanlanma doğrultusunda ifaya zorlanamamaktadır. Nişanın varlığı için eda davası açılamamaktadır ancak tespit davası açılabilmektedir. 

Nişanlılar, nişanlılığın devamı süresince diğer nişanlıya karşı sadakatle yükümlüdür. Buradaki yükümlülük sadece cinsel sadakat değil, nişanlıların yakınlarına zarar vermemek dahil birçok anlamda kurallara bağlanmaktadır. Bu durumun ihlali noktasında taraflara, nişanı haklı nedenle bozma hakkı tanınmaktadır. 

Nişanlı kanunen “yakın” statüsündedir. Nişanlılık taraflar arasında bir hısımlık ilişkisi oluşturmaz ancak nişanlılar bazı kanun hükümleri uyarınca destekten yararlanan ya da yakın kavramı içerisinde yer almaktadır. Örn. BK m.53/3 uyarınca, haksız fiil neticesinde nişanlısı ölen bir kişinin, destekten yoksun kalmaya ilişkin tazminat talebinde bulunması mümkündür. 

Nişanlılardan birisi, diğer nişanlının taraf olduğu bir davada, tanıklık yapmaktan kaçınma hakkına sahiptir.

 B- Nişanlılığın Sona Ermesi

Nişanlanmanın kendiliğinden sona erme halleri şu şekildedir; 

·        Tarafların birinin ölümü ya da gaiplik kararı, 

·        Tarafların birbiri ile ya da başka birisi ile evlenmesi, 

·        Bozucu şartın gerçekleşmesi, 

·        Evlenmenin imkansızlaşması, 

–         hısımlık kurulması,  

–         evlat edinme, 

–         cinsiyet değiştirme. 

Nişanlanmanın taraflardan birinin iradesi ile sona ermesi; 

·        Taraflardan biri sınırlı ehliyetsiz ise nişanı bozma iradesini yasal temsilcisinin onayı olmaksızın kullanabilmektedir. 

·        Nişanı bozarken haklı bir sebep göstermek zorunlu değildir. 

Haklı sebeplerin varlığı halinde nişanlanmanın sona ermesi; 

·        Hakimin takdir yetkisi, 

·        Taraflardan birinin ekonomik durumunda ciddi bozulma, 

·        Fikir ve inanç ayrılıkları, 

·        Taraflardan biri hakkında yeni bir bilginin öğrenilmesi (örn. sabıka kaydı, bağımlılık) 

·        Sadakatsizlik, 

·        Ağır hastalık, sakatlık.

C- Nişanlanmanın Hukuki Sonuçları

1- Hediyelerin iadesi 

MK m.122 uyarınca, “Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir. Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır “ hükmü yer almaktadır.  

Bu bağlamda nişanlanma evlilik dışında hangi sebeple sona ererse ersin, olağandışı hediyeler de iade edilebilecektir.  

Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, hediyeyi verenler tarafından geri istenebilmektedir. Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanmaktadır. 

Nişanlanma ve nişanlılık dolayısıyla, bir nişanlıya ekonomik değeri olan her türlü kazandırma hediyedir. Hediyeler nişanlılık dolayısıyla verilmiş olmalıdır dolayısıyla nişan sırasında verilmiş olmaları gerekmektedir. Geri verilecek hediyelerin alışılmışın dışında (mutat olmayan) olması gerekmektedir. Bu durum esas olarak hakimin taktir yetkisindedir.  

Nişanlılık, evlilik dışında bir sebeple sona ermiş olmalıdır. Geri vermeyi isteme hakkına nişanlılar ve nişanlıların ana, babaları ve bunlar gibi davranan kimseler sahiptir. 

Hediyelerin iadesi noktasında talebi niteliği ve kapsamı ayni değil, şahsi bir davadır. Yani hediyenin üçüncü bir kişiye devredilmesi durumunda geri istenebilmesi mümkün değildir. Hediyeler aynen ya da mislen geri verilmelidir. Şayet aynen iade ya da mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda hareket etmek mümkündür. 

2- Tazminat 

a) Maddi tazminat 

Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde, kusuru olan taraf diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanmaktadır. 

Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebilmektedir. 

Tazmin edilecek zarar ve masraflar, kusursuz nişanlının, nişanlanmanın geçerli olduğuna inanarak yaptığı masraflar ve evlenme amacıyla yaptığı masraflardır. Örneğin, nişan masrafları, tören için kiralanan yerin kira bedeli, oturulacak evin kirası, balayı masrafları buna örnek gösterilebilmektedir. 

Harcamaların evlenileceğine güven duyularak, nişanlılık sırasında yapılmış olması gerekmektedir. Evlenme vaadi ile illiyet bağı olan harcamalar tazmin edilmektedir. Bu harcamaların dürüstlük kuralına uygun olarak yapılmış olması gerekmektedir ve yapılan aşırı harcamalara kusurlu taraf rıza göstermişse bunların da tazmini mümkündür.

Tazminat davası noktasında taraflar anlaşmışsa mesele yoktur. Aksi durumda kusursuz tarafın dava hakkı vardır. Dava sorumlu nişanlının anası, babası ya da onun gibi davrananlara karşı açılamamaktadır ancak sorumlu nişanlı ölmüş ise mirasçılara karşı bu dava açılabilmektedir.

Aynı şekilde, nişanlanma bozulduktan sonra hak sahibi nişanlı ölürse, mirasçılar dava açabilmektedir. Davada kusuru öne süren ispatla yükümlüdür. Haklı sebebin varlığını davacı ispatla yükümlüdür.  

Ana, baba ya da onlar gibi davrananlar dürüstlük kuralı çerçevesinde yaptıkları nişan masrafları ve evlenmenin yapılacağı kanaatiyle yaptıkları masrafları isteyebilmektedirler. Fakat nişan için kendilerine yaptıkları masrafların tazminini isteme hakları bulunmamaktadır.

b) Manevi tazminat 

Nişanın bozulması yönünden kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini MK m.121 isteyebilmektedir.

Manevi tazminatın istenebilmesi noktasında;

·        Nişanlılık bozma ile sona erdirilmiş olmalıdır. 

·        Tazminat isteyen kişinin kişilik hakkı bir zarara uğramış olmalıdır,

Yargıtay verdiği kararlardabir nişanın bozulmasının, taraflarda değişik şiddet ve ölçülerde de olsa üzüntü yaratması ve menfaatleri haleldar etmesi doğaldır. Doğal olan bu üzüntü ve menfaat ihlali manevi tazminata esas alınmaz. Ne var ki, davacı nişanın bozulması nedeniyle, fahiş bir zarara uğramış ve bu sebeple kişilik hakları da saldırıya uğramış ise bu durumun ispatı halinde manevi tazminata hükmedilebilir.” görüşündedir. 

·        Davalının kusurlu olması (tazminat isteyen tarafın kusursuz olması aranmamıştır. Diğer nişanlıdan daha az kusurlu olması yeterlidir.)

Dava hakkı noktasında bu davayı zarara uğrayan nişanlı açmaktadır. Dava, yalnızca kusurlu nişanlıya karşı açılabilmektedir. Dava hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır ve sınırlı ehliyetsiz açısından yasal temsilcinin rızası aranmamaktadır. Tam ehliyetsiz nişanlı için istisna olarak, yasal temsilcinin dava açabileceği kabul edilmesi gerekmektedir. Nişanın bozulmasına teşvik eden üçüncü kişiye karşı MK m.25 ve BK m.58’e göre dava açılabilmektedir.

Manevi tazminat sadece para şeklinde olabilmektedir. Dava hakkı olan nişanlı ölmüş ise, ölmeden önce manevi tazminat talebini ileri sürmüşse (dava açmış olması gerekmez, bir şekilde irade beyanını açıklamış olması yeterlidir), manevi tazminat hakkı mirasçılara geçmektedir. Manevi tazminat istemenin, talep hakkı olan nişanlı tarafından hayatta bir üçüncü kişiye devri, karşı tarafça kabul edilmiş olmasına bağlıdır.

UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı ÖzEr Avukatlık Bürosu’na aittir. Tüm içerik ve makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı ve zaman damgalıdır. Sitemizdeki içeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.